Bu besinler yorgun hissettiriyor

Kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız, yorgunluğunuz kronikleşmeden tükettiğiniz besinleri gözden geçirmeyi ihmal etmeyin…

Bazı besinler, kişinin kendisini enerjik hissetmesi yerine yorgun hissetmesine neden oluyor. Yeterli uyumanıza ve sizi yoracak aktivitelerde bulunmamanıza rağmen önüne geçemediğiniz bir yorgunluk hissediyorsanız yediklerinize dikkat etmenizde fayda var.

Yorgunluk hissi veren 5 besin

1. Beyaz Ekmek:

Yüksek glisemik endeksli karbonhidrat tüketmek, hem daha çabuk acıkmanızı sağlar, hem de size enerji yerine yorgunluk verir.

2. Muz:

Yüksek miktarda magnezyum içeren besinler kişiye yorgunluk hissi veriyor.

3.Vişne:

Araştırmalara göre vişne kişiye uyku hissi vererek, kendisini yorgun hissetmesine neden oluyor.

4. Kafein:

Kafein içeren içecekler, size kısa bir süre için enerji verse de, bir süre sonra kendinizi yorgun hissetmenize neden olacaktır.

5. Tatlı:

Yüksek miktarda şeker içeren tatlılar, daha çabuk acıkmanıza neden olur ve yorgunluk hissi verir.

Açken bunları yemeyin!

Sağlığınız için aç olduğunuz zamanlarda bazı besinlerden uzak durmanız gerekiyor…

Midenin boş olduğu zamanlarda tüketilen bazı besinler mideye asit salgılayarak, zarar veriyor. Yani besinlerin faydalarından yararlanabilmek için doğru besinlerin, doğru zamanlarda tüketilmesi gerekiyor. Aksi takdir size hiç bir fayda sağlamayacağı gibi bir de sağlığınıza kötü etki edecektir.

Açken tüketilmemesi gereken besinler:

Portakal
Tatlı patates
Trabzon hurması
Soya sütü
Yoğurt
Muz
Şeker
Asitli içecek

Mucizevi içecek: Ballı Su

Bal ve suyun bir araya gelmesiyle kişiye mucizevi etkiler sağlayan en sağlıklı içeceklerden biridir. İşte ballı suyun faydaları…

Sabahları düzenli olarak içilen ılık balık su sindirim sistemini düzenliyor.
Midedeki asit dengesini düzenliyor.
Ballı sıcak su boğazdaki ağrı ve tahrişin tedavi edilmesine yardımcıdır.
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Alerjiye iyi gelir.
Enerji vererek, halsizlik ve uykusuzluk gibi kişiyi rahatsız eden sıkıntılara iyi gelir.
Metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur.
Vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olur.
İyi kolesterol seviyesini artırır.
Cildi canlandırıcı etkisi vardır.

Uçuğa iyi gelen doğal yöntemler

Hemen hemen herkesin kabusu haline gelen uçuk, özellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda ortaya çıkarak, kişinin canını oldukça acıtan yaralardır.

Evdeki malzemelerle kolaylıkla hazırlayabileceğiniz kürlerle uçuğun acısını azaltabilir ya da kendinizi uçuktan koruyabilirsiniz.

İşte uçuğa iyi gelen doğal yöntemler:

1. Mısır Nişastası:

Eşit miktarda su ve mısır nişastasını karıştırarak macun kıvamına getirin ve gece yatmadan önce uçuğun üzerine sürün. Sabah ılık su ile yavaşça durulayın.

2. Süt:

Bir pamuğa biraz süt damlatın ve uçuğun üzerinde birkaç dakika bekletin.Sütün soğuk olmasına dikkat edin.

3. Nane Yağı:

Bir pamuğu önce suya, sonra nane yağına batırdıktan sonra uçuğun üzerine sürün. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez uygulayın.

Aspirinin mucizevi bir etkisi bulundu!

Daily Mail’de yayınlanan araştırmaya göre aspirin, kadınların korkulu rüyası olan rahim ağzı kanseri riskini azaltıyor.

Uzmanlar günde bir tane aspirin içerenlerde, rahim ağzı kanseri riski %47 ye kadar azalıyor. 328 hasta üzerinde yapılan araştırmada, incelemeler sonucu aspirinin rahim ağzı kanseri riskini azalttığı, ancak buna neyin sebep olduğunun bilinmediği açıklandı.

Ayrıca, uzmanlar aspirinin bu mucizevi etkisine rağmen, kesinlikle doktor kontrolünde alınması gerektiğine dair uyarıda bulundu.

Solaryuma yaş sınırı getirildi

Sağlık Bakanlığı, solaryum kullanımına sınırlama getiriyor. Solaryuma girecekler, UV ışınlarının zararlarının bilimsel verilerle doğrulandığını anlatan onam formunu imzalamadan uygulamayı yaptıramayacak

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İrfan Şencan, bilimsel verilerin 18 yaş altı solaryum kullanımının ilerleyen yıllarda cilt kanseri geliştirme riskini artırdığını ortaya koyduğunu ifade ederek, Belçika, Avusturya, Almanya, İspanya, Kanada gibi birçok ülkede 18 yaş altındaki kişilerin solaryum kullanımının yasaklandığını söyledi.

Solaryum kullanımına ilişkin yönetmelik taslağı hazırlandığını anlatan Şencan, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı’nın tamamlanarak, İçişleri Bakanlığına sunulduğunu belirtti. Şencan, yönetmeliğin kısa sürede Resmi Gazete’de yayımlanmasını öngördüklerini bildirdi.

Akcan, yönetmelik değişikliğiyle uygulama öncesinde kişilere solaryumun zararları hakkında bilgilendirme yapılan onam formunun okunarak, anlaşıldığına ve uygulamadan yararlanmak istenildiğine dair imza atılmasının zorunlu hale getirileceğini aktardı. Şencan, 18 yaşından küçüklerin ise ebeveynlerinin izninin ve imzasının ardından uygulama yaptırabileceklerini söyledi.

Onam formunda, UV ışınlarının zararlarının bilimsel verilerle doğrulandığının vurgulandığını belirten Şencan, formda yer alacak bilgiler hakkında şunları kaydetti:

“Tip1 yani hassas cildi olanların, 18 yaşından küçüklerin, çilli veya çillenmeye meyilli cildi olanların, çocukluk çağında sık güneş yağını öyküsü bulunanların, kanser öncüsü ya da kanserli cilt lezyonları ile güneşe bağlı ciltlerinde leke veya iz olanların, kozmetik ürün kullananların, ilaç alanların çok sayıda beni bulunanların, çocukluk çağında sık güneş yanığı öyküsü olanların solaryum cihazı kullanmaları önerilmemektedir.

Ayrıca, genital bölge kesinlikle UV ışınına maruz kalmamalıdır. Vücudunda ondan fazla ben bulunan kişiler, yapay bronzlaşma cihazlarına girmemelidir. Daha az sayıda beni bulunanlar, girmeden benlerini güneş kremi ve UV geçirmeyen fiziksel örtüler ile korumalıdır.”

BİLİM İNSANLARINDAN YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİNE TAM DESTEK

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz, bu konuda çıkarılacak yönetmeliğe tam destek verdiklerini belirtti. Türkiye’de solaryumun yasaklanmasının ya da sınırlama getirilmesinin toplum sağlığı için çok önemli bir adım olduğunu dile getiren Yılmaz, dermatoloji uzmanları olarak her türlü desteği verebileceklerini bildirdi.

Ultraviyole (UV) ışınlarının iç ortamlarda solaryum, suni UV lambaları şeklinde yıllardır kullanıldığını ifade eden Yılmaz,”Solaryum UVA dozu, yaz aylarında Akdeniz sahillerindeki gün ortasındaki UVA dozundan 5-15 kat daha fazladır”değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, birçok merkezdeki solaryum cihazlarının ışınlarındaki ultraviyole değerinin normal sınırların üstünde olduğunu söyledi. Yılmaz, güneş ve suni UV ışınlarına aralıklı dahi olsa uzun süre maruz kalma sonrasında deride bir takım hasarlar oluşabildiğini vurguladı. Yılmaz, şunları kaydetti:

“UV ışını ile temas sonrası hemen gelişen kızarıklık dışında ışınların deride birikerek yaptığı hasarlar da büyük önem taşımaktadır. Bunların arasında, deride kuruluk, renk değişiklikleri, açık ve koyu renk lekeler, yaşlılık lekeleri, kılcal damar artışı, yağ bezlerinde büyüme, delikler, siyah noktalar, elastik ve bağ dokusundaki hasara bağlı erken yaşlanma, derin çizgiler, derinin sarkması gibi UV ışınlarına maruz kalmayanlara oranla çok daha fazla görülen etkiler sayılabilir.

Erken yaşta, özellikle de 18 yaş öncesinde UV radyasyona maruz kalmak yanında sigara ve alkol kullanımı, kötü beslenme, uyku düzensizlikleri ve bazı mesleklerde erken deri yaşlanmasına neden olabilmektedir. Bunlar hayati tehlike taşımamaktadır. Ancak açık ten ve göz rengi olan, sarı ve kızıl saçlı ya da ince derili kişilerin, ailede deri kanseri hikayesi olanların ve derilerinde koyu siyah renkte benleri olanların UV radyasyonuna maruz kalmaları sonucu genlerde bazı bozukluklar oluşarak deride kanserler gelişebilmektedir.”

Cilt kanserlerinin, iç organlara yayılarak hayati riske yol açabildiğine işaret eden Yılmaz, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) gerçekleştirdiği çalışmada, dünyadaki 200 bin kötü huylu cilt kanseri hastasının 65 binin yaşamını yitirdiğinin ortaya konduğunu bildirdi.

Kaynak: ucankus.com