04.05.2018 - Orhangazi Şehir, Firma ve Kent Bilgi Rehberi

Nerede O Eski Köy Okulları!..

Recep AKIN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 4 makalesi bulunuyor.

Geçenlerde Doğan Cüceloğlu’nun bir yazısını okudum. Türk insanının kimliğini öylesine güzel özetlemiş ki, sanırım bu özeti bugüne değin hiçbir aydın kişi yapamamıştır.

Bizim kim olduğumuz, neden bu duruma geldiğimizi bu yazıda açıkça anlatmış…

Türk ve Müslüman insanının Aile Ocağı, Aile Okulunun ne kadar önemli olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Ancak son yıllarda bu ocak, bu okul gerektiği gibi Türk insanına yakışır bir şekilde talebe yetiştirememektedir.

Allah rahmet eylesin ilkokul öğretmenimiz Asaf ÖZTAŞ beş sınıfı okutan tek hocaydı, günde 1’er saat 5 sınıfı eğitirdi. Tek derslikli bir okulda 5 sınıf bir arada eğitim yapmamıza rağmen yetiştirdiği talebeler hep başarılı olmuşlardır. Şimdi bu durumda eğitim veren okul kalmadı. Bize hayatımız boyunca unutamayacağımız dersler verdi Asaf Hocamız, hem de o zamanlarda.. Yaşı 23-24 idi. Biz küçükleri sevmeyi, büyüklere saygı göstermeyi hep ondan öğrendik. Tabi Anne ve Babalarımızın verdiği eğitimler de inkâr edilemez.

Geçenlerde bir arkadaşım anlattı. Tanıdığı bir öğretmen, oğluyla birlikte çarşıya alışverişe çıkmış ve çok dolaştıkları için yorulmuşlar, Belediye otobüsünde cam kenarına oğlunu oturtmuş yanına da kendi oturmuş. Otobüs güzergahında ilerledikçe duraklardan aldığı yolcularla dolmuş, tabi bu yolcuların arasında çok yaşlı insanlar var ama Öğretmen hanım oralı bile olmuyormuş. Sonra biri ikaz ederek çocuğu kucağınıza alsanız da şu yaşlı amca oturuverse demiş. Vay efendim sen misin bunu diyen başlamış söylenmeye, yok onlar çarşıda çok dolaşmışlar da, yorulmuşlar da, çocuğuna da bilet vermişte, daha neler neler… Yorum sizin!..

Ben tekrar Doğan Cüceloğlu’nun yazısına geleyim. Yukarıda yaşanan olayla ne kadar da zıt!..

Doğan Cüceloğlu şöyle diyor. “Ben Amerika’da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika’da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı oda da kalmaktan korkarım. Çünkü 5 dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark meydana getiriyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar olabilir ama genellikle böyle..

Türkiye’ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum;

Şehirleşme ve Eğitim..

Türkiye’de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarlarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür, bitirir, hiç acıma duygusu da yoktur. Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa onda değerler bilinci çok yüksektir. Sanki eğitilmiş Amerikalı..

Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerinde düşünmek lazım. Benim analığım Yörük’tü, Annem öldükten sonra babam tekrar evlendi. Biz ona anne demedik, Ayşe Teyze dedik. Ben daha 10 yaşındaydım, sapanla vicik dediğimiz küçük bir kuşu vurmaya çalışıyorum “Vurma oğlum” dedi. Ben sen ne bilirsin Yörük karısı tavrı içinde “Ne var, parmak gibi küçücük kuş” dedim. Analığımın cevabı. “Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu? Allah her birine bir can vermiş. Vurma yavrum günah” dedi. Şu derinliğe bakın. Okuma yazması yok bu kadının. Yıllar sonra bunun anlamını anladım. Anlamaya başladığım zaman ağladım..

Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki kadın ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı. Ne oluyor? dedi. O kadar mutluydum ki çok mutluyum dedim ağlayarak.. Kendi kendime Yarabbi! Çok şükür, sağken bunun farkına vardım. Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey söylüyoruz. Kadın bunları aşmış. Canlardan oluşan bir aile, büyük küçük yok, hepsi birbirine eşit, onur eşitliği var. Canın küçüğü, büyüğü olur mu? Allah hepsine can vermiş. Şu bilinci görüyor musunuz? Nereden geliyor bu? Tabi ki tasavvuf kültüründen geliyor. Bu yayılmış. Eğer şehirleşme ve eğitim ele geçirilmemişse hala bu mayamızda var. Ben zamanım olsa hiç şehir yüzü görmemiş, hiç okumamış köylülerin özellikle yaşlı kadınların arasında zaman geçirip, onlardan bilgelikleri öğrenmek isterim. Bu topraklarda neler birikmiş, ne insanlık deneyimleri var. Birde doğadan kopmamış sürekli doğayla haşır neşir içerisinde o bilgelikler bilenmiş. Kitap bilgisi değil. Farkına varmış ve bir yere oturtmuş.”

Evet arkadaşlar. İşte Doğan Hocamızın anlattığı gerçek Türk insanı.. biz aslında buyuz, bu bizim mayamızda var. Ama ülke olarak dışarıdan çok ithal davranış almışız, özümüzü kaybediyoruz, dejenere oluyoruz. Bizim cahil, köylü olarak baktığımız insanların davranışları Doğan Hoca’ya göre Amerika’daki tahsilli insanın davranışıdır. Bu olgunluktur, bu erdemdir. Bu olgunluk ve erdem Türk insanının mayasında vardır.

Bir an önce özümüze dönmek için bir şeyler yapmalıyız. Öncelikle yazılı ve görsel medyaya çok iş düşüyor. Televizyonlarda bizim özümüzü anlatan kaç film çekilmiş bugüne kadar hiç yok. Ya bizi aptal olarak anlatır filmler, Ya barbar ya da cani..

Biz böyle değiliz! biz Doğan Hocamızın anlattığı o Yörük karısı, analığı gibiyiz..

Atalarımızın kanı var damarlarımızda, Osmanlı bu mayayla yücelmiştir. Ne zaman özünü kaybetmeye başlamış o zamanda gerileme devrine girmiştir. Belli bir geçiş dönemi yaşadığımızı umuyorum ve eninde sonunda özümüze döneceğimiz inancımı kaybetmek istemiyorum.

YAZARIN SON YAZILARI
Sonunda Avrupalı Olduk! - 1 Kasım 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ