Ferit Uçar : Amerika’yı Sallayan Orhangazili

Ferit Uçar : Amerika’yı Sallayan Orhangazili..

İlçemizin Yenigürle Köyünde doğdu, bilimin efendisi oldu. ABD’nin 7 üniversitesi genç dahiyi almak için birbiriyle yarıştı..

Ferit Uçar..  Orhangazi ilçemize bağlı Yenigürle Köyünde çiftçilikle geçinen Hüseyin Uçar’ın dört çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya gözlerini açtı. İlkokulu köyünde okuyan Ferit, zekasıyla ailesinin dikkatini çekti. Ancak liseye kaydolacağı zaman lise müdürü Ferit Uçar‘ı okula kabul etmek istemedi: “Köy okullarında şişirme not veriyorlar. Siz bunu meslek lisesine yazdırın, elinde mesleği olsun” dedi. Ferit‘in eniştesi araya girdi ve kayıt gerçekleşti. Lise 3’e geldiğinde ilçede açılan yeni bir dersanenin seviye tespit sınavında başarılı oldu ve indirimli olarak eğitim görme hakkını kazandı. Ferit okulu birincilikle bitirdi. Ardından Koç Üniversitesi Matematik Bölümünü burslu olarak kazandı, çift anadal programı sayesinde hem matematik, hem de ekonomiden mezun oldu. Ferit‘in dehası, Amerikalıların da dikkatinden kaçmadı. Doktora zamanı geldiğinde Chicago, Princeton, Wisconsin- Madison, Minnesota, Los Angeles, Columbia ve Rochester üniversiteleri Ferit‘e tam bursla eğitimin kapılarına açtı.

İstanbul, yaşamını tamamen değiştirdi. Üniversitede çift anadal programı sayesinde matematiğin yanı sıra ekonomi eğitimi de gördü. Ferit Uçar, üniversite yıllarını şöyle anlatıyor: “Koç Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinde part-time işlerde çalıştım. Son iki yılımda araştırma ve ders asistanlıkları yaptım. 1.5 yıl merkezi Londra’da bulunan Sage Publications’ın çıkardığı International Journal of Cross Cultural Management dergisinin editör asistanlığını yaptım. ABD’ye doktora için başvurma fikrimi, üniversitedeki profesörlerime açtım. Onların referanslarıyla, ABD’nin ekonomi alanında en iyi 15 okuluna başvurdum. Bunların 7’sinden tam burslu kabul aldım.Chicago, Princeton, Wisconsin-Madison, Minnesota, Los Angeles (UCLA), Columbia ve Rochester üniversiteleri arasında tercih yapmakta zorlanan başarılı genç, sonunda dünyanın 100 ayrı ülkesinden 14 binin üzerinde başvurunun yapıldığı New Jersey Eyaletindeki Princeton‘da karar kıldı.

ferit-ucar-abd-yi-sallayan-turk

En İyi Ders Veren Eğitmen..

Ferit Uçar‘ın tercihi, dünyanın en prestijli üniversiteleri arasında ilk sırada yer alan Princeton oldu. Burada doktorasını tamamlayan ve ekonomi dersleri de veren dahi Türk, öğrencileri tarafından ‘en iyi ders veren eğitmen’ seçildi. Doktorasını tamamlayan Ferit Uçar, enerji projeleri üreten Apprise şirketinden ortaklık teklifi aldı. Teklifini kabul eden dahi genç, ABD’nin bu köklü kuruluşunda görev alacak ilk Türk olacak. yurt dışında enerji projeleri üretecek tek Türk olacak..

Ferit Uçar, bundan sonraki planlarını şöyle aktardı: “Doktora sonrası, ABD’de 15-20 yıl akademisyen olarak çalıştıktan sonra edindiğim bilgi ve birikimi başka alanda değerlendirip ülkeme hizmet etmek istiyorum. Bu, siyaset veya danışmanlık olabilir.” Başarısının kaynağını kendisinin de tam olarak bilmediğini aktaran Ferit Uçar, “Önce şans faktörü geliyor tabii” diyor ve ekliyor, “Uzun süreli ders çalışmam. Ancak günün hangi saatinde zihnimin açık olduğunu bilir ve o saatlerde konsantre olarak en ince detayına kadar anlamaya çalışırım.

ferit-ucar-kimdir-amerika-turk-basari-hikayaleri-oykuleri-ornek-basari

Başarı Öyküsü” dendiği zaman genel olarak sıfırdan başlayıp zengin olan insanların öyküleri akla gelir. Yazılı ve görsel iletişim araçlarında da “Başarı öyküleri” kazanılan servetlerin öyküleridir. İçinde bulunduğu güç koşulları yenip de kendine yaşamda yol açan insanların öyküleri aslında “Örnek yaşam öyküsü” dür..

Ferit Uçar‘ın zekası ve azmiyle elde ettiği başarı, imkan verildiğinde insanın neleri başarabileceğinin bir kanıtı..

Ferit Uçar, Orhangazi‘nin gururu..

Şevket Başol: Yenisölöz’den Dünya’ya Şifa Dağıtan Eller

Şevket Başol Kimdir? Masörlük Mesleğine Nasıl Başlamıştır?

Şevket Başol, 1933 doğumludur. Bu mesleği Drama Pepeleçli olan amcası Hüseyin’den öğrenmiş.

Yenisölöz‘ün belki de en tanınmış kişisi olan rahmetli Şevket Başol, Kıbrıs, Almanya, İsviçre, Belçika, Hollanda ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalara şifa dağıtan bir kırık-çıkık uzmanı.

Başol Ailesi Kimdir?

Baba Şevket Başol ve oğulları Turan Başol ve Metin Başol kardeşler Bursa Orhangazi‘nin Yenisölöz Köyünde 50 yılı aşkın bir süredir gece gündüz tatil bayram demeden halka hizmet ediyor. Ağrılar nedeni ile hayattan bezmiş olan, özellikle bel ve boyun bölgelerinde fıtık oluşan hastalarına yürekleri ve deneyimli elleri ile masaj terapi hizmetleri veriyorlar. Güler yüzlü ailenin masör geleneği nesillerdir elden ele devam ediyor.

Şevket Başol, yenisölöz masör kırıkçı şevket

Kırıkçı Şevket Masörlük Mesleğine Nasıl Başladı?

83 yaşında hayata veda eden rahmetli Şevket Başol küçük yaşlarda yetenekleri ile dikkat çekti. Köyde bulunan hayvanların kemiklerini inceleyerek, sakatlanmış olan kuzuların bacaklarını ve kemiklerini düzeltip tedavi ediyordu. İnsan vücut anotomisi hakkında olan merakını ve ileride gerçekleşecek becerilerini ailesine ve etrafına göstermeye başladı. 7 kardeşli bir ailenin bütün yükü 46 yaşındaki babasının vefat etmesi üzerine kendisine kaldı.

Çobanlarla hayvanların otlatılmasını sağlıyor. Zeytin bahçelerinin bakımı ve toprak sahiplerinin tarlalarını babasının vefatından sonra aldığı 2 çift öküz ile sürüyordu. Hem ailesinin bakımıyla uğraşıyor hem de bir yandan kalan kısıtlı vakitlerinde masör olan amcasının yanına giderek onun çıraklığını yapıyordu.

İlerleyen zamanlarda bir gün amcası kendisini yanına çağırarak aile geleneği ve mesleği olan masörlüğü oğullarının ilgisi olmadığını dile getirmiş. Ve Şevket beyde görmüş olduğu yetenek neticesinde kendisine öğreteceğini söylemiştir. Şevket Başol ‘da zamanla amcasından bütün mesleğin sırlarını öğrenmiştir.

Yenisölöz Masör Şevket Başol Çok Yardım Severdi 

Ve Halk hekimi olarak kırık çıkık konusunda ve masaj yöntemleri konusunda hizmet vermeye başlamıştır. Kırık çıkık konusunda sadece gençlik dönemlerinde halka yardımcı olmuştur. Çünkü müteala dönemlerinde alçı doktor bulmak gerçekten zordu. Halk hekimi olarak ceviz kabuklarından alçı yaptığı ve yardımcı olduğu dönemler olmuş.

Ancak şuan kırık çıkık konusunda kendisine gelen insanları hastane doktorlarına yönlendiriyor ve yanlış bilinen hususlarda halkı bilgilendiriyor. Şevket Başol ve oğulları Turan Başol ile Metin Başol için kurslara da giderek masörlük konusunda aile geleneği olan yeteneklerini bilimle birleştirmiştir.

Günlük bir mesai anlayışı olmadan kendilerinden yardım isteyen bütün vatandaşlara masajla boyun bel fıtıklarının terapilerle tedavisinde yardımcı oluyorlar.

Bursa Yenisölöz Fıtıkçı

Bursa’da herkesin Fıtıkçı olarak tanıdığı rahmetli masör Şevket bey, iki oğluna da fıtık oluşacak bölgeler hakkında bilgiler verip yetenekleri geliştirmelerini sağlamıştır.

Bel ağrısı ile kıvranan hastaların birkaç gün sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini, birçok vatandaşın da ameliyat olmaktan yapılan masaj sayesinde kurtulduğunu anlatıyor. Şevket Başol, İstanbul ve Bursa’nın yanı sıra, birçok şehirden ve ülkeden insanların Yenisölöz köyüne geldiklerini ve bir nevi çok kalpten bağlı oldukları ve eserler bırakmak istedikleri vatanlarının ve devletlerinin fahri turizm elçiliklerini de yaptıklarını aktarıyor.

Şifa bulan herkesin mutlaka bir gün arkadaşına kendilerini tavsiye ettiklerini ve dürüstükleri ile Başol Ailesinin isimlerini tarihe not düştüklerini söylüyor.

1986’da oğlu Metin’i, 1989’da da Turan’ı yetiştirmeye başlayan Başol oğullarına da bu mesleğin sırlarını öğretiyor.

Kırıkçı Şevket’in dünya çapında hastaları var

Önemli müşterilerinden ilk akla gelenlerini saymasını istediğimizde milletvekillerinden tutun da bir İsviçre ilaç firması olan Nutra Sweet AG’nin müdürü Tibor von Mérey’i ilk aklına gelenler arasında sayıyor. Bakanlardan, büyükşehir belediye başkanlarına, ünlü sanatçılardan sporculara kadar birçok hasta, yaptıkları masaj sayesinde sağlığına kavuşuyor.

Doktorlar ile sürekli koordinasyon sağladıklarını ve karşılıklı tamamlayıcı tedavi olarak birbirlerine yönlendirdiklerini söylüyor. Başol Ailesi, fıtık olan bölgede elle manipülasyon yaparak sıkıntının dağılmasını sağlıyor. Kırık ve çıkık konusunda da uzun yıllardır oluşan tecrübeleri ile vatandaşlara yanlış bildikleri uygulamalar konusunda bilgilendirme anlamında yardımcı oluyorlar.

Bel ve Boyun Fıtığı, Kırık, Çıkık, Burkulma ve Eklem Kireçlenmeleri

Şevket Başol her insanın 221 kemiği olduğunu ve ellerini kullanarak rahatsızlığın kaynağını ve sebebini saptayıp çözebildiğini söylüyor. Bel ve boyun fıtığı, burkulma, eklem kireçlenmeleri ise uzmanlık alanına giriyor. Türkiye’nin dört bir köşesindeki doktorlar ve profesörler de rahmetli Şevket beyi destekleyerek ona fikir danışıyorlar ve tedavi için bu kişilerce çağrılıyor. Bu zamana kadar tedavi ettiği kişilerden hayır dua harici hiçbir tepki almadığını bu işi para için yapmadığını belirten rahmetli Kırıkçı Şevket “Ben hastalarımdan normal bir doktorun aldığının çok ama çok daha azını alıyorum. Bazen birçoğundan da almıyorum.” diye ekliyor.

Özellikle öğretmen, öğrenci, asker ve şehit ailelerinden para almadığını görüyoruz. Hastaların çoğu doktorlardan yarar görmeyenler. Ellerini kullanarak ve bazı bitki özleri ile yaptığı ilaçlardan faydalanarak tedavilerini gerçekleştiriyor.

Şevket Başol, yeni sölöz masör kırık çıkık şevket

AĞIR KALDIRIRKEN DİKKAT EDİN!

Boyun fıtıklarında en önemli unsurun terli vücuda karşı açılan klimalar, bel fıtığında ise dengesiz ve ağır eşya kaldırmalar olduğuna dikkat çeken Şevket Başol, Turan Başol ve Metin Başol ailesi “Maalesef sağlığın kıymeti yerinde iken pek anlaşılmıyor, sağlık elden gittikten sonra insanlar ızdırap çekerken kıymetini anlıyorlar. Onun için ağır kaldırırken çok dikkatli ve mümkün ise ikiye bölerek daha az ağırlığı götürmek gerekiyor. Ayrıca çağımızın hastalığı olan şişmanlık sebebiyle de vücut fazla yük taşımaktan fıtık oluşuyor. Bu yüzden dengeli beslenmeli, dengeli ve çok hareket etmelidir. Eski insanlar bellerine kuşak bağlayıp orayı muhafaza ederlerdi. Günümüzde kuşak kullanımı azaldı. Ancak ağır taşıyanlar mutlaka kuşak kullanmalıdırlar” şeklinde bilgiler veriyor.

Şevket Başol 51 yıldır şifa dağıtıyor

Yenisölöz’de 51 yıldır şifa dağıtan Şevket Başol ‘un büyük oğlu Turan Başol’da, haftanın 5 günü Bursa Bağlarbaşı’nda ki yerinde vatandaşlara hizmet veriyor.

Birçok ünlünün sağlığına kavuşmasında emekleri olan Şevket Başol ve oğulları, Sabah 09:00 ile 21:00 saatleri arasında Orhangazi’nin Yenisölöz köyüne gelenlere hizmet veriyorlar.

İstanbul’dan gelirken Orhangazi 2. ışıklardan göl yoluna devam edip 15 km. sonra, Anadolu’dan gelirken Gemlik’i geçtikten sonra Karsak boğazından sağa doğru İznik yoluna girdikten sonra 10 km. ileride sağ tarafta kalan Yenisölöz köyüne ulaşabilirsiniz.

Detaylı Bilgi İçin: http://yenisolozmasor.com

Gökmen Yıldıran : Orhangazi’de İlklerin Futbolcusu

31.08.1978 tarihinde Orhangazi’de dünyaya geldi. Vanspor, Ankaragücü, Diyarbakır, Altay, Adanaspor, İstanbulspor ve son olarak Elazığspor’da futbol oynadı. 24.08.2005 tarihinde Elazığspor’a imza atan ve 31.05.2007 tarihine kadar sözleşmesi bulunan Gökmen YILDIRAN, Elazığspor’da 2004-2005 sezonunda toplam 20 maçta 853 dakika, 2005-2006 Sezonunda ise 11 maçta 565 dakika süreyle forma giydi.

Başarısı İlk ve Tekti..
Hürriyet Endüstri Meslek Lisesinde futbola başlayan Gökmen YILDIRAN, 1995-1996 sezonunda amatör kümede olan Orhangazi Gençlerbirliği’nde forma giydiği dönemde, 1. Lig’deki Ankaragücü’nden teklif aldı. Gökmen bu transferi ile Orhangazi‘de amatör kümeden birinci lige direkt transfer olan ilk ve tek futbolcu oldu. Ankaragücü, Diyarbakırspor, Vanspor, Altayspor, İstanbulspor ve Elazığspor’da forma giyen Gökmen, en renkli dönemi olan Vanspor’da oynadığı zamanda Fenerbahçe’den teklif almıştı. Süper Lig’de 62 maçta 7 gol atan Gökmen YILDIRAN, 1 kez Ümit, 21 kez de A Genç Milli Takım’da forma giydi.

9 Ağustos saat 18:47..
9 Ağustos 2006 Çarşamba günü, öğleden sonra Elazığspor Tesislerinde yapılan idmanda saat 18:47 sularında aniden fenalaşan ve Elazığspor Yöneticilerinden Dr. Cihan Telo ile Dr. Burhan Taneli’nin birlikte yaptıkları ilk müdahalenin ardından Fırat Üniversitesi Tıp Merkezi’ne kaldırılan, ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 28 yaşında hayata gözlerini yuman futbolcumuz Gökmen YILDIRAN, Elazığ’ı ve Orhangazi’yi mateme boğmuş ve ertesi gün Elazığspor Camiası, Elazığsporlu Yönetici ve futbolcuların da katıldığı Elazığspor Tesislerinde düzenlenen tören ve İzzet Paşa Cami’nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verilmek üzere memleketi Orhangazi İlçemize gönderilmişti.

Aynı zamanda 1999 depreminden bir gün sonra kalp krizi sonucu hayatını kaybeden babası Abdullah Yıldıran ile aynı kaderi paylaşan 28 yaşındaki Gökmen’in vefat haberi, eşi ve annesine sabaha kadar verilememişti. Sabah saatlerinde verilen acı haberle anne Aysel Yıldıran ve eşi Tuğba Yıldıran, baygınlık geçirmiş, saatlerce iğne ve ilaç ile ayakta tutulmuştu. Gökmen’in oğlu Enes ise olanlardan habersiz yaşıtları ile eğlenmekteydi.

Elazığsporlu oyuncu Macit ise takım arkadaşı Gökmen YILDIRAN‘ın ölümüyle ilgili olarak, “Dün beraberdik, bugün aramızda yok. Bu hiçbir şekilde ifade edilecek gibi değil. Artık bundan sonra bizim yapabileceğimiz en güzel şey sahaya çıkıp Gökmen için oynamak. En azından onun için şampiyon olup, Gökmen’in bizimle, aramızda olduğunu tekrar herkese hissettirmektir.” dedi.

Gökmen sevdikleriyle vedalaşmıştı.. Son saatlerinde yaptıkları ayrılık hazırlığı yapar gibiydi..

Henüz 27 yaşında olan ve geride 1 yetim çocukla ve acılı bir eş bırakan Gökmen Elazığ’da da taraflı tarafsız herkesin sevdiği özel bir insandı. Ahlakıyla her kesimden insanın takdirini kazanan milli futbolcunun ölmeden önceki son saatleri ise sanki bir ayrılık yapacak gibiydi.

Antrenman öncesinde gündüz, kulüpten aldığı ödenekle Elazığ’daki tüm borçları kapatmış ve herkesle Mardinspor’a transfer olacağı için vedalaşmıştı.

Kulüp yönetimiyle Mardinspor yönetimi arasında transfer pürüzlerinin gidirilmesiyle Elazığspor’la da yollarını ayırmak üzereydi. Ailesini Mardin’e göndereceğini ancak Elazığ’daki evinde bulunan eşyaları yoksullara dağıtacağını açıklamış, kulüp malzemecilerine de harçlık verip helalleşmişti.

Tesislerdeki isim ve Urhan’ın katkısı..
Merhumun vefat ettiği Elazığspor Tesislerindeki antrenman sahasına Elazığspor Yönetimi tarafından “Gökmen YILDIRAN” İsmi verildi. Elazığspor’un eski Başkanı ve Haluk Ulusoy Başkanlığındaki Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Urhan’ın girişimleri sonucu, Merhum Gökmen YILDIRAN’ın tek çocuğu Enes adına Orhangazi’de bir ev satın alınarak, Federasyon tarafından YILDIRAN Ailesi’ne teslim edilmişti.

Seni gidişinle değil, Gülüşünle hatırlayacağız..
Vefatının üzerinden tam 9 yıl geçti ama Gökmen YILDIRAN, Ailesi ve yakınları gibi, sevenleri ile Elazığspor Taraftarları tarafından da unutulmadı unutulmayacak..

Orhangazi.net olarak, Merhum Hemşehrimiz ve Futbolcumuz Gökmen YILDIRAN’a vefatının 9. Yılında tekrar Allah (C.C.)’tan rahmet, YILDIRAN Ailesi’ne ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Kaynak : Muharrem Değirmen / Güncel Gazetesi

Refik Atay: Kurtuluş Savaşında Esen Rüzgar

Refik Atay: Kurtuluş Savaşında Esen Rüzgar

Refik Atay, bir eskiler bilir onun kim olduğunu eskiler.. Bir de 1960’lı yıllarda okulda okuyan çocuklar.. Çünkü bayramlarda dinlediler Kurtuluş savaşı hikayelerini kendi ağzından.. O bir Refik Atay..

Orhangazi‘nin İstiklal Savaşı Madalyalı kahramanı.. Yunanlıların yaptığı katliamı belgeleten adam.. Kızılhaç heyetini Gemlik, Orhangazi ve Yalova’da dolaştırıp katliamın fotoğraf ve yazılarla belgelere kaydolmasını ve katliamın sürmesini durduran adam.. İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçıran, bölgemizin Kuva-i Milliye Başkanı Bursa Orhangazili hemşehrimiz..

Savaştan sonra kendi kabuğuna çekildi, sadece anılarını yazdı bir ara.. Bir de çağırdıklarında Milli bayramlarda anılarını anlattı. Bu dünyadan bir Refik Atay geçti.. Allah ondan razı olsun binlerce kere..

Refik Atay, orhangazinin kurtuluş savaşı kahramanları

Destanları büyük milletler yazar!

Orhangazi; Mondros ateşkes antlaşması ile başlayan ülkemizin işgali olaylarında, Yunan işgal kuvvetlerinin ilçeye girmesine uzun süre direnerek esareti kabul etmeyen yörelerin başında gelmiş ve onurunu bir bayrak gibi yükseklerde dalgalandırmıştır.

Yurdun bir çok yerinde olduğu gibi Orhangazi’de düşmana karşı çetecilik yöntemi ile direnmiş ilçeyi işgale gelen Yunan askerine ani baskınlar düzenleyerek kayıplar verdirtmiş ve halkın işgale karşı direnişini örgütlemiştir. Cemal Beyin Gökbayrak isimli çetesi bu çeteler içinde en önemli sırayı alır.

Gene Laz İbo’nun ve İdris Kaptanın çeteleri de direnişin bayraklaşmasını sağlamışlardır. Cemal beyin Gökbayrak çetesiyle direnişe katılmayan Sölöz köyünü yakmış, Narlıca ve Heceler köyüne baskınlar düzenleyerek kayıplar vermiştir. İlçe de o sıralar yaşayan Ermeniler ki bunlar nüfusun yarıdan fazlasını oluşturuyorlardı. Ermeni çetelerinin Türk köylerine Türk çetelerinin de Ermeni köylerine karşı düzenledikleri saldırılarda karşılıklı olarak önemli kayıplar verilmiştir.

Orhangazi’nin Kurtuluş Savaşı Kahramanları

Yeniköy‘den Topal Vahanın Poynakın çetesi, Sölöz ve Gürle köylerinde oluşturulan Ermeni çeteleri, Türk köylerine sistemli biçimde saldırılar düzenleyerek katliam yapmışlardır. Ermeni çeteleri katliam yanında Gemiç, Akharem, Dutluca ve Gölyaka köylerini yağma etmişler yakıp yıkmışlardır. Yunanlıların katliamının dur durak bilmeden devam etmesi nedeni ile. Belediye başkanı Mehmet bey eski belediye başkanı Hasan Tahsin bey ve Refik Atay Bey’in bizzat yaptıkları girişimler ve katliamları anlatan dilekçeleri sonucunda. Anlaşma devletlerine Orhangazi’ye bir araştırma ve inceleme kurulunu göndertmeyi başarmışlardır. Refik Atay Bey’in bizzat hazır bulunduğu uluslararası kurula Yunanlıların yakıp yıktığı katliama uğrattığı bölgeler gezdirilmiş kurul üyeleri henüz geldiği sırada Yunanlılar ateşe verdiği Çeltikçi köyünün yanışını gözleri ile görmüştür.

Kurtuluş Savaşında Orhangazi Direnişi Nasıl Başladı?

Orhangazi işgal yıllarında Yunan işgal kuvvetlerine karşı direnişini işgalin gerçekleşmesinden sonrada çeteler sürdürmüş ve Yunanlılar bu saldırıların sürmesi nedeni ile ilçe merkezinde kurdukları alay karargahını işgalin bitiş tarihi olan 10 Eylül 1922 tarihine kadar ilçede tutmak zorunda kalmışlardır. İşte usta Gazeteci Nevzat Okumuşun kaleminden unutmamamız gereken bir anı ve tarih. 9 Eylül tarihinde hedef gazetesinde yayımlanan o muhteşem anı:

Refik Atay, hatırasında o günleri şöyle anlatıyor: “Mustafa Kemal Paşa, Sivas’tan bütün memlekete seslendi. Bu badireden kurtulmak için “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolasıyla çalışmak gerektiğini bunun için memleketin her tarafında Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin kurulması zaruretine işaret etti. Kurtuluş savaşındaki Orhangazi direnişi de böyle başlamıştır.

Orhangazi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

İttihat ve Terakki cemiyetinin hükumette olduğu tarihlerde yerlerinden edilen Ermeni azınlığa, Sadrazam Damat Ferit Paşa hükumetinin emriyle tekrar geri dönme olanağı verilir. Hatta Ermeni ailelerine 50 şer lira para yardımı yaparak, el konulan eşyasının geri verilmesini sağlar. Refik Atay’a göre, Ermenilerin büyük kısmı bu para ile silah temin ederek, ilçede çeteler meydana getirmiş ve Müslümanları yok etmek, parasını gasp etmek gibi hunharca hareketlerde bulunmuşlardır. Çetelerin İznik-Yalova-Gemlik şoselerinde yol bağı yaparak, halkı sürekli tedirgin etmesi, karşı harekete yol açmış ve halktan da silahlanan guruplar çıkarak eşkıyalık başlamıştır.

Atay; örnek olarak Tekke Mahallesindeki camiden kaldırılan Kasapların Ömer Ağanın bin liralık fidye ile serbest bırakıldığını verir. Köyden köye gitmenin güçleştiği tüm Anadolu’nun aynı durumda olduğu bu tarihlerde valilikten emekliye ayrılmış Baha Beyin başkanlığında, Derviş Bey (Tarakçıoğlu) ve Refik bey (Atay) in üyesi olduğu ORHANGAZİ MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ kurulur.

Derleme : Bülent Turantekin – Muharrem Değirmen

Orhangazi gezilecek yerler hakkında bilgi almak isterseniz linke tıklayın.