Eski Bursalıların Hatırlayacağı Semboller ve Unutulmaz Karakterler

Eski Bursalıların Hatırlayacağı Semboller ve Unutulmaz Karakterler

Eski Bursalıların gözünden, Bursa‘yı birde eskilerden dinleyin.

Her şehirde olduğu gibi Bursa’da da efsane olmuş ve Bursa’ya mal olmuş bir çok karakter yaşadı. Her gün karşılaştığımız insanlarımız veya sırf görebilmek için yolumuzu değiştirdiğimiz hayvanlarımız vardı.

Belki küçük ayrıntılarda gizli kaldı bu simgelerimiz. Fakat hatırladığımızda geçmiş yılları film şeridi gibi gözümüzden geçmesini sağlayacak ateşlenmiş bir fitil gibiydiler.

Bir çoğunu yeni jenerasyon maalesef bilmiyor. Fakat hatırladıklarında Eski Bursalıların gözleri doluyor. Bu vesile ile eskileri anıp rahmet dileyelim, anılarımızı canlandıralım ve yeni nesile eskileri aktaralım istedik.

Bursa’nın Sembol İsimleri

Deli Ayten

Deli Ayten vardı bir zamanlar Bursa’nın sembolü. Her hafta bir çanta alırdı Ayhan Kundura’dan. İstersen verme! Kırmızı çanta onu çok mutlu ederdi. Kırmızı Ayten’in vazgeçilmeziydi. Bir de kırmızı rujsuz asla gezmezdi. Parfümerilerden parfüm ister ve alırdı. Hele bir istesin de vermesinler! vitrinlerin camları tükürükten geçilmezdi. Teşekkür olarak ise “Ah yavrum..” derdi. Çarşıya geldiği gün esnafın yüzü güler, işler bereketli olurdu.

Eski Bursalıların hatırlayacağı karakterler semboller, Deli AytenYalnızca Eski Bursalıların Hatırlayacağı Karakterler – Deli Ayten

Profesör Yılmaz

Deli Ayten’i eminim yeni jenerasyonda da bilmeyen yoktur. Sosyal medyada son zamanlarda sıklıkla paylaşıldı postları. Ayten’den daha az bilinen birde profesör vardı. Elinde valizi ile Reyhan ve Cumhuriyet caddesi civarlarında gezen. Her ne kadar deli deseler de bir sürü matematik formülünü ezbere bilen bir profesör. Üniversite mezunuydu profesör Yılmaz..

Bursa Heykel ve Civarının Tanınan Simaları

Bursa tarzanı yorgancı Ali Atay, Ulucamii civarında ve her kalkan cenazede görebileceğiniz hafız ve babası sandalyede oturan küçük Hasan, özellikle bayramlarda aynı renk kıyafetleri içinde bebek arabasında çocuğunu gezdiren kontes, Gençosman-Koğukçınar arasında dolaşan deli Mehmet, Kurşunlu’nun Aguşu ve Tophane’de gezen Deli Nuri sayılabilecek diğer simgelerimiz..

Eski Bursalıların hatırlayacağı simgeler isimler, bursa tarzanı ali atayYalnızca Eski Bursalıların Hatırlayacağı Semboller – Bursa Tarzanı Ali Atay

Uludağ’da beyaz köpeği ile yaşayan gerçek Bursa tarzanı Niyazi’yi belki hiç  bilmiyorsunuz. Genç yaşında bir hiç uğruna Işıklar’da kahvehanede öldürülmüştü.

Abdal mahallesi civarında gezen ve dükkanların takvim yapraklarını kopartan Rasim puu’yu bildiniz mi peki? Kapalı çarşıyı her gün dolaşır, takvim yapraklarını günlük olarak o koparırdı. Koparmış olanlardan ceza olarak harçlığını alırdı.

Yeni sinema ve Ünlü caddede Adem, Arapşükrü’de gezen çok yakışıklı Hikmet abiyide anmadan olmaz.

Peki Çekirdekçi İsmail’i hatırlayan var mı aranızda? Eski Bursalıların pantolon paçası kısa birini gördüklerinde “Bu ne böyle Çekirdekçi İsmail gibi” dediklerini bilir misiniz?

80’li yıllarda her kuşak Bursalının vazgeçilmezi Heykel – Postane turlarında sürekli karşımıza çıkan ismini hatırlayamadığımız uzun boylu, kasıla kasıla yürüyen saçları uzun birde abimiz vardı. Her halinden o zamanın pop şarkıcısı George Michael’e kendisini benzetmeye çalıştığı çok belliydi.

Yine Kapalı çarşıda elleri terlikli bir engelli adam ve açık çarşıda görme engelli lastik, iğne ve iplik satan bir hafız vardı her çarşıya çıktığımızda mutlaka gördüğümüz..

Bursa’nın Unutulmaz Karakterleri

Bursa’da eskiden unutulmaz hayvan karakterler de vardı gördüğümüzde bizi mutlu eden..

Ulucamii karşısında Kent pasajı içindeki ayakkabıcıda bulunan maymun ile Kültürpark’ın unutulmaz maymunu Naciye’yi kaçınız hatırlıyor?

Sırf o maymunları görebilmek için kaç kez yol değiştirdik belki de? Zorla Kent pasajına soktuğumuz anne ve babalarımızı da hayırla analım..

Peki ya Mavi köşedeki meşhur eczanenin vitrinindeki muhabbet kuşları geldi mi gözünüzün önüne?

Ya da Tuz pazarında Kuyumcu Apti amcanın vitrinindeki başını sallayan Arap..

Cuma akşam üstleri ortaya çıkıp Heykel’de İstiklal marşı çalıp bayrağı indiren belediye bando takımını hatırlayan kaç kişiyiz?

Biliyor musunuz onları asla sivilken tanımazdık. Ve çocukluk yıllarımızda bize çok farklı, hatta belki de gizemli gelirlerdi.

Eski Bursalıların bileceği isimler sembol karakterler, Bursa bandosu 1954Yalnızca Eski Bursalıların Hatırlayacağı Simgeler – Bursa Belediye Bando Takımı 1954

Bursasporun Efsane Simgeleri ve İsimleri

Bursasporun unutulmaz simgesi Nejat Biyediç, ikiz taraftarlarımız Abdülkerim ve Fehmizat Bayraktar’ı da unutmak mümkün değil elbette..

Yine Bursasporun efsane figürlerinden Amigo Yaşar’ı duydunuz mu hiç? Stadyumun kırk merdivenlere bakan tarafında sol taraftaki tuvaletlerin çatısının üzerin de taraftar saman yolu şarkısını söylerken eşi ile dans ederdi unutulmaz Amigo Yaşar..

Heykelden stada kadar Bursaspor bayrağı ile koşan Amigo Mustafa.. Ardiles ve tabiki Keçi Enver.. ne güzel günlerdi değil mi?

Bursa Erkek Lisesinin unutulmaz müdür yardımcısı Neşet Şen desek yine bir çok eski Bursalı bilecektir.

Yine artık kapalı olan Ayhan Kundura’da Bursa’nın unutulmaz simgelerindendi. Kapalı çarşıda en kaliteli ayakkabılar ve çantalar Ayhan Kundura’daydı. Ve her Bursalının Ayhan Kunduradan mutlaka bir çift ayakkabısı ve bayanların çantası vardı.

Unutulmaz Eski Bursa Sinemaları

O zaman akşam eğlencelerimiz, buluşma noktalarımız sinemalardı.

Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosunun altında Marmara çocuk sineması vardı gittiğimiz. Yine unutulmayan Dilek, Tayyare, Yeni, Saray, Sunar, Kısmet ve Renk sinemalarında ne hatıralar biriktirmiştik.

Perşembe akşamları radyo tiyatrosu, cumartesi akşamları Yeşil’den Irgandı köprüsüne inen yolda yazlık Rüya Sineması bir anda aklımıza gelen Bursa anılarımızdandı.

Velhasıl bir başkaydı eskiden Bursa’mız..

Bizim hatırlayabildiklerimiz bunlar. Belki sizde daha fazla hatıra vardır. Aklınıza geldikçe gözlerinizi yaşartan..

Hadi durmayın Bursa’nın nostalji rüzgarına bırakın kendinizi.. dönün eski yıllara.. Size ait olan bir şeyler bulun içlerinden.. bir kare, bir anı, bir parça duygu.. anılarınız bir damla yaş olsun gözlerinizde.. ve biriktirelim hepsini hep birlikte.. Yeni nesile, çocuklarımıza anlatalım aktaralım hatıralarımızı..

Şuanda eser kalmayan Bursa’nın eski güzelliğinden mahrum bırakmayalım yarınlarımızı..

Ardından hey gidi yıllar diyelim ve yeni bir umutla açalım tekrar gözlerimizi Bursa’ya..

Kim bilir geçmişimiz belki yarınlarımıza ışık olur?

Yalnızca Eski Bursalıların Hatırlayacağı semboller ve unutulmaz karakterler yazımızı beğendiyseniz paylaşmayı unutmayın! Sevgiyle kalın.

Yazar: Emrah AKIN

Anılar: Eski Bursalılar – Yusuf Kasar, Utku Gurtunca, Meral Demirer Pazarcık, Ayşe Çipa, Kağan Fırtına, Serap Nurhan Sönmez, Mehmet Bilen, Temel-Macide Işıkkent, Fazile Yalvaç, Korhan Yılmaz, Pinarbaşili Erdem, Mustafa Şahin.

Bursa merkezde gezilecek yerler ile ilgili detaylı bilgi almak için linke tıklayın.

Bursa’da hafta sonu gezilecek yerler hakkında bilgi almak için linke tıklayın.

Gedelek’te Ermeni Katliamı 1921

Gedelek’te Ermenilerin Yaptığı Katliam – 1921

Gedelek’in üst kısmında da komşu Benli ve Yukarı Benli adlı Ermeni köyleri bulunmaktaydı. Türk ve Ermeniler 1921 yılına kadar komşu köyler olarak yüzyıllarca barış içinde yaşamışlar, Gedelek’teki ipek böcekçiliği ve zeytin bahçelerinin bakımında Benli’li Ermeniler kuşaklar boyu Gedelek’te Türklerle beraber çalışmışlardır. 1915’deki tehcir olayları esnasında da bu durum hiç değişmemiş, dostluk devam etmiştir. Ama ne yazık ki Yunan’ın Gemlik‘i ve köylerini işgali ile komşu Ermeni köyleri Türk köylerine karşı birden bire vahşi ve insanlık dışı saldırılarına başlamışlardır.

1921’de Yunan askerlerinin baskısı ve köylerine hiç dokunulmayacağı gibi yalanlarla Gedelek‘te Köy Muhtarı Osman Efendi ikna edilmiştir. Muhtarın yardımı ile köyden iki kağnı dolusu silah Yunan askeri tarafından toplanmıştır. Bu şekilde Gedelek halkı Yunanlılar tarafından silahsız ve savunmasız bırakılmıştır. Bunun üzerine Benli Ermenileri’de “Gedeleği bize bırakın, biz yakacağız” deyip köye el koymuşlardır. Neticede silahsız kalan Gedelek halkına özellikle geceleri komşu Benli Köyü Ermenileri eziyet etmeye ve mallarını yağmalamaya başlamışlardır.

O esnada köy, askerde olan gençlerinin yokluğundan dolayı çoğunluğu kadın ve çocuklar ile bazı ihtiyarlardan ibarettir. Kadınların bir kısmı Ermeni erkeklerinin tecavüzünden, sarkıntılığından korunmak gayesiyle Ali Çavuşların evinde toplanıp yüzlerine mayıs (hayvan dışkısı) ve çamur sürerek evlerde gizlenmeye, tecavüzden korunmaya çalışmışlardır. Ertesi günü evlerine sığınmış Türk köylüleri zorla Hacı Osman YILMAZ’ın evine doldurulmuş ve içeriye pencereden el bombaları atılarak topluca katledilmişlerdir.

Bombalanan evden yaralı kurtulan tek kişi o zamanlar 11 yaşındaki kız çocuğu olan Paslıoğulları’ndan Hayriyedir. Hayriye (ERDEM) yanı başındaki annesinin beyninin parçalanarak öldüğüne şahit olmuş kendisi de çenesinin el bombasından parçalanıp kopmasıyla ağır yaralanmıştır. Ermeniler köyü yağmaladıktan sonra evlerin tamamını ateşe vermiş ve köyde ağır yaralı Hayriye’den başka kimse kalmamıştır. Küçük ve yaralı kız köy hamamı taştan olduğu için yanmayan tek yapı olduğundan gece hamamın içine sığınıp gündüz su birikintisinden ayakkabısının içine su doldurup (su su diye) inleyen yaralılara su taşımıştır. 15 gün kadar sonra köye dolaşmaya gelen yağmacı bir Ermeni onu at arabasına bindirip Kumla Camisindeki mülteci olan Türklerin yani Gedelek ve civar köylerden kaçıp camiye sığınanların yanına götürmek için almış ama Açmalar Mevkisinde birden kızı saçlarından tutarak kara diken öbeğinin içine fırlatıp atmış ve kızcağızı bırakıp gitmiştir. Çalıların içinde 3 saat kadar acı içinde kıvranırken yine yağmacı bir başka Ermeni onu dikenlerin içinden çıkartıp, dikenlerini temizleyip at arabasına battaniyenin altına yatırmak suretiyle Kumla’ya getirmiş, Caminin minaresini gösterip ‘sizinkiler orada hadi git’ deyip göndermiş, Camideki mültecilerin içinde akrabalarıyla buluşup ölmekten kurtulmuştur. Çenesi kopuk olduğu için yüzünü bütün hayatı boyunca örtü ile gizleyen bahtsız Hayriye’nin yemek yediğini hiç kimse görmemiştir. Zavallı kadın hiç evlenmeden, kız olarak 1972’de 64 yaşında vefat etmiştir.

Hacı Osman’ın evinde el bombalarıyla öldürülenlerin cesetleri daha sonra zeytin merdiveni ile içeriden taşınıp pis su kanalı olarak kullanılan hendeğe birbiri üstüne Benli’li Ermeniler tarafından atılmıştır. Canlarını kurtaranların bir kısmı da Güney pınarında toplanarak Kumla istikametine kaçıp oradan Hilâli Ahmer (Kızılay) gemisi ile İstanbul’a Selimiye Camisine getirilmişler ve yıllarca orada sığınmışlardır. Köylünün diğer bir kısmı da Karamürsel yönünde kaçarak Türk ordusuna sığınmak için Eskişehir’in İnönü bölgesindeki çadırlarda yıllarca konaklamıştır. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması üzerine köyüne dönenler Gedelek’in tamamen yok olup, yakılmış ve yıkılmış olarak görmüşlerdir.

gedelek-koyu-ermeni-katliami-1921-orhangazi

1921 Ermeni vahşetinde Gedelek‘te ölen Gedelekliler şunlardır;
Ali kızı Sara (20 yaş), (Hacı Osman’ın oğlu Yahya’nın 2 aylık karısı, yani yakılan evin gelini), Ali kızı Halime (25 yaş), Mehmet kızı Hatice (12 yaş), Ali kızı Zehra (35 yaş), Mustafa oğlu İsmail (55 yaş), Mustafa oğlu Ahmet (50 yaş), Raif oğlu İsmail (40 yaş), İbrahim oğlu Recep (45 yaş), Hüseyin oğlu Hüseyin (30 yaş), Ali oğlu İbrahim (15 yaş), İbrahim oğlu Hafız (15 yaş), Abidin oğlu Hasan (35 yaş), Maraz Ömer’in Salih (38 yaş), Ali efe oğlu Ali (18 yaş), Mehmet oğlu Ali (45 yaş), Karabeyoğlu Hüseyin (12 yaş), Karabeyoğlu Mehmet (2 yaş), Kocakülahoğlu Hasan (50 yaş), Köseoğlu Recep (52 yaş), Kuru Osman Dayı (45 yaş), Kezban’ın Mehmet (45 yaş), Mehmet oğlu İbrahim (28 yaş), Yaslı oğlu Hasan (3 yaş), Abidin’in eşi Hatice (18 yaş), Aşık’ın Hasan (20 yaş), Ali Köse’nin Halil (35 yaş), Kamil Çavuş (45 yaş), Hacı Salih (60 yaş), Mehmet oğlu Ahmet (10 yaş), Hacı Osmanoğlu Celal (7 yaş), Umurbeyli Atçılardan Mehmet (25 yaş), Nazife (16 yaş), Fatma (20 yaş), R. Mehmet’in eşi Emine (20 yaş) adlarında 34 masum Türk öldürülmüştür.

Ne gariptir ki İstanbul’daki camilere sığınarak vahşetten kaçabilen Gedelek köylüleri dahil olmak üzere hiçbir Türk, İstanbul’daki Ermenilere bu olayların bedelini ödetmeyi düşünmemiş, bunu aklından bile geçirmemiştir. Bu üstün Türk ahlâkının bir diğer göstergesidir.
Yukarıda anlatılan Gedelek’teki Ermeni vahşeti sadece bir örnek olaydır. Aynı bölgede Orhangazi (Pazarköy), Çeltikçi, Gemiç, Narlıca, Cihanköy, Gürle, Karsak, Dutluca, Çakırlı, Keramet, Heceler, Üreğil köylerinde benzer vahşeti yapanlar hep civardaki Ermeni köyleridir. Aynı tarihte Yalova Çınarcık’ta da yüzlerce Türk camiye doldurulup Ermenilerce yakılarak katledilmişlerdir. Ermenilerin tüm Osmanlı’da Türklere yaptıkları yanında Gedelek katliamı denizde bir damla sayılabilir. Marmara Bölgesi’nde İstanbul’a kuş uçusu 100 km. mesafedeki bu Türk köyüne ortada haklı hiçbir sebep yokken bu vahşeti yapan Ermeninin Rus ordusuyla birlikte savaş bölgesi olan Doğu Anadolu’da Türklere yaptığı ise tam bir soykırımdır. Evet 1915-1923 arasında Ermeni soykırımı olmuştur. Bu soykırımda Soyu kırılan Türklerdir, soykırımcı Ermenilerdir. Kurtuluş Savaşı’nda yurdunu savunan Türklerdir. Saldırgan ve katliâmcılar da Ermenilerdir, Yunanlılardır, Fransızlardır, İngilizlerdir, İtalyanlardır, Ruslardır… Bütün çıplaklığı ile olayların özeti budur. Yunan mezalimi de bütün işgal altındaki Osmanlı’da olduğu gibi Bursa’nın her köyünde vahşet ölçüsünde devam etmiştir. Bu yazımızda özellikle ele aldığımız Ermeni mezalimine, vahşetine, soykırımına örnek olarak Gedelek köyündeki Türklere karşı Ermenilerin yaptığı vahşettir, soykırımdır. Yapılanların hepsini burada anlatmamız mümkün değil, insanlık dışı ve vahşi hayvanların bile yapmayacağı işkenceler var ki onları burada yazamıyorum. Bütün bu yaptıklarından sonra bugün Ermenistan bayrağında utanmadan Ağrı dağını gösterirken Ermeni dün nasıl saldırgansa bugün de aynı saldırganlığını göstermektedir. Hem suçlu hem de üste çıkmak isteyen Ermeninin utanmasını beklemek boşunadır.

ermeni-ceteleri-bursa-katliamlari-orhangaziErmeni Çetelerinden Bir Grup

Bugünlerde bizlere düşen bir önemli görev de Türkiye’nin her köyünde Ermeniler tarafından yapılan bu katliamların yazılmasını, belgelenmesini sağlamaktır. Bu konuda Yunan ve Ermeni vahşetlerine uğramış köylerimizin köy muhtarlarına, köy hocalarına, köy imamlarına ve her Türk’e görev düşmektedir. Duyarlı Türk milletini göreve çağırıyorum. Köyünüzde, beldenizde, şehrinizdeki Ermeni vahşetini yazın, yazdırın, bir araya toplayıp yayınlayın.

Her şeyin fazlası fazla olduğu gibi efendiliğin de fazlası gereksiz ve zararlıdır. Biz de bugüne kadar bu konuda fazla efendilik yaptık, hep zarar ettik, artık yeter. Ermeni hem isyan eden hem katliâmı yapandır ama aynı zamanda da mazlum rolü oynamak isteyendir. Hem de öldürdükleri insanların çocukları, akrabaları halen hayatta iken. Olayları bizzat yaşayanlar günümüzde varken bu derece pervasız ve edepsiz olabiliyorlar.

Türk milleti bilir ki vatanın, bu toprakların sahibi olunmasının bedeli çok yüksektir. Geçmişte bu bedel kanla her karış toprak için ödenmiştir. Bugün de buralara sahip olmak için her yönde çaba gösterilmeli, mücadele edilmelidir. Kaldı ki şimdi yapılması gereken, Ermeni mezalimiyle öldürülen masum Türklerin akrabaları, yakınları olan bizler için kutsal bir görevdir.

Turgay TÜFEKÇİOĞLU / Orkun Dergisi

Etiketler : Gedelek’te,Gedelek’te Katliam, Gedelek’te Kurtuluş Savaşı, Gedelek’te mücadele, Gedelek’te Milli Mücadele, Gedelek’te Milli Müdafaa, Gedelek’te vahşet, Gedelek’te mezalim, Orhangazi Gedelek’te Yunan mezalimi, Gedelek’te Ermeni mezalimi

Orhangazi’nin Çanakkale Şehitleri

Çanakkale Şehitleri Orhangazi İsim Listesi

Tarihimizin en şanlı zaferlerinden biridir Çanakkale..

I. Dünya savaşında bir rivayete göre 250 bin, diğer bir rivayete göre tam 500 bin evladımız şehid düşmüştür..

Orhangazi‘den de bilinen 35 gencimiz göğsünü siper etmiştir vatan toprağına karış karış.. bilinmeyenler de vardır elbet onlarcası..

Ne söylesek kifayetsiz kalır bu elem ve kahramanlık dolu günleri anlatmak için..

Vatanın namusunu çiğnetmeyen, iman ile yoğrulmuş yüreklere ithafen Mehmet Akif;

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi..
Bedr’in arslanları,  bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.

dizeleri ile Çanakkale Şehitleri için ifade edilebilecek en şahane methiyeleri düzmüştür..

Canlarını vatanın namusu uğruna feda eden Orhangazili 35 gencimizden 1 tanesi Jandarma er, 17’si Kara Kuvvetleri piyade er, 1 tanesi ihtiyat, 1 tanesi ise nizamiye askeriydi.. 16 askerimiz hakkında ise kuvvet, alay, bölük bilgisine ise ulaşılamadı..

orhangazi-bursa-canakkale-sehitleri-isim-listesi

57. Alay

Özellikle belirtmeden geçemeyeceğimiz yürek ürperten bir detay var ki o da 7 hemşehrimizin 57. alaydan olmasıydı..

Karsak Köyünden Ali ve Halil, Çeltikçi‘den Ali, Gemiç‘ten İsmail ve Orhangazi merkezden Osman, Latif, İsmail..

..sisli bir nisan sabahı 57. alay komutanı araziye yayılmış beyazlıklar görür ve takım komutanına bu beyazların ne olduğunu sorar. Takım komutanı, sabahleyin düşmana hücum emrini almış 57. alayın, Rablerinin huzuruna temiz çıkmak için çamaşırlarını yıkadıklarını söyler; bu beyazlıklar, onların ak niyetleridir, der..

Vatan uğrunda canlarını veren tüm şehitlerimizi andığımız Çanakkale’de alay komutanından son erine kadar şehit olan 57. alayı hatırlamamak mümkün değildir. Halen bu şehitlerin alayının sancağı Avustralya Melbourn müzesinde bir vitrinde sergilenmekte, altındaki levhada şu yazı yer almaktadır:

Bu alay sancağı, Gelibolu savaş alanından getirilmiştir. Ama esir edilmemiştir. Çünkü, Türk Ordusunun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızının da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk alayı sancağını selamlamadan geçmeyin.

Bu kahramanların anısına o günden bu yana Türk ordusunda 57. alay bulunmamaktadır.

canakkale-sehitleri-isimleri-orhangazi-bursa

57. Alay Şehitliğini 3D gezmek için tıklayın

İşte bu sayfada Çanakkale’de şehit düşen Orhangazili aziz şehitlerimizin adlarını bulacaksınız.

Ruhları Şad olsun..

S.NO BABA ADI ADI
D.YILI
İLÇE KÖY V.TARİHİ ÖLÜM YERİ
5597 ALİ ABDULLAH 1293 ORHANGAZİ NARLICA 22.04.1915 TERYANDAFİL ÇİFTLİĞİNDE
5600 HALİL AHMET 1292 ORHANGAZİ GEDELEK 08.06.1915 KİREÇ TEPEDE
5602 ALİ ALİ 1298 ORHANGAZİ ÇAKIRLI 17.06.1915 ARIBURNU MUHAREBESİ
5605 MEHMET ALİ 1302 ORHANGAZİ ÇELTİKÇİ 16.08.1915 MERKEZ TEPESİ
5606 MUSA ALİ 1299 ORHANGAZİ 27.05.1915 YEŞİLSIRT MUHAREBESİ
5607 ÖMER ALİ ORHANGAZİ KARSAK 12.04.1915 ARIBURNU MUHAREBESİ
5608 ŞAKİR ALİ 1299 ORHANGAZİ DUTLUCA 26.05.1915 KEMİKBURUN MINTIKASI
5609 MESRUP ARTİN 1305 ORHANGAZİ 01.05.1915 ŞEHİR EMANETİ ÇAPA
MECRUHİN ASKERİ HASTANESİ
5611 ALİ EMİN 1305 ORHANGAZİ 24.06.1915 ANAFARTALAR MUHAREBESİ
5612 ALİ EMİN 1305 ORHANGAZİ 01.07.1915 ANAFARTALAR MUHAREBESİ
5616 OSMAN HALİL 1301 ORHANGAZİ KARSAK 22.05.1915 MERKEZTEPE`DE
5617 MEHMET HALİL 1304 ORHANGAZİ BAYIR 15.04.1915
5619 İBRAHİM HALİM 1306 ORHANGAZİ 10.08.1915 KEÇİ DERESİ
5620 İBRAHİM HALİM 1306 ORHANGAZİ CİHANKÖY 10.08.1915 KEÇİ DERESİ
5621 İBRAHİM HALİM ORHANGAZİ 1915 SEDDÜLBAHİR MUHAREBESİ
5623 İSMAİL TOPÇU
OĞULLARINDAN
HASAN
1305 ORHANGAZİ GEDELEK 18.02.1915 SEDDÜLBAHİR MUHAREBESİ
5626 İBRAHİM HELİPPAŞA
OĞULLARINDAN
HÜSEYİN
1306 ORHANGAZİ 01.02.1915 ARIBURNU MUHAREBESİ
5629 OSMAN HÜSNÜ 1298 ORHANGAZİ 15.09.1915 ARIBURNU MUHAREBESİ
5633 SÜLEYMAN İBRAHİM 1292 ORHANGAZİ KARSAK 22.04.1915 SIĞINDERE SIRTLARINDA
5635 ALİ İSMAİL 1305 ORHANGAZİ GEMİÇ 25.07.1915 MERKEZ TEPESİ
5637 HÜSEYİN LATİF 1303 ORHANGAZİ 04.04.1915 ARIBURNU BOMBATEBESİ
5639 EMRULLAH MEHMET 1294 ORHANGAZİ 15.02.1915 SEDDÜLBAHİR MUHAREBESİ
5641 HALİL MEHMET 1304 ORHANGAZİ 19.05.1915 ÇARDAK HASTAHANESİ
5647 OSMAN MUSA 1293 ORHANGAZİ 04.06.1915 ŞİMAL GRUBU AĞIR MECRUHİN
SEYYAR HASTAHA
5650 HACI EMİN MUSTAFA 1289 ORHANGAZİ FINDIKLI 17.08.1915 GÜMÜŞSUYU HASTAHANESİ
5651 HALİL MUSTAFA 1308 ORHANGAZİ 01.05.1918 TAŞKIŞLA HASTAHANESİ
5652 HÜSEYİN MUSTAFA 1299 ORHANGAZİ GÖLYAKA 29.07.1915 ARIBURNU MUHAREBESİ
5654 MUSTAFA MUSTAFA 1293 ORHANGAZİ 02.09.1915 ANAFARTALAR MUHAREBESİ
5655 SALİH MUSTAFA 1286 ORHANGAZİ 17.07.1915 ANAFARTALAR MUHAREBESİ
5656 NURDAL KOCA MUSTAFA 1291 ORHANGAZİ ÇAKIRLI 19.04.1915
5657 ÖMER MUSTAFA 1315 ORHANGAZİ AKSUNGUR 19.04.1915
5660 ÖMER OSMAN ORHANGAZİ 12.04.1915 ARIBURNU MUHAREBESİ
5661 HASAN HACI
OĞULLARINDAN
ÖMER
1304 ORHANGAZİ GEMİÇ 28.02.1915 ARIBURNU MUHAREBESİ
5666 ÇERKEZ ALİ ŞERİF 1309 ORHANGAZİ HECELER 29.2.1915 SOĞANLI DERE`DE
5667 AHMET VELİ 1301 ORHANGAZİ NARLICA 22.04.1915 SIĞINDERE`DE

Kurtuluş Savaşı Sonrası Orhangazi

KURTULUŞ SAVAŞI SONRASI : RESİMLERLE ORHANGAZİ

İlçemizin Tarih ve Kültürünü öncelikle Orhangazi‘lilere daha sonra tüm Dünya’ya tanıtmayı misyon edinen sitemiz, arşivlerden bulduğu çok değerli Kurtuluş Savaşı bilgi ve resimlerini sizlerle paylaşmaktan gurur duyar.

kurtulus-savasi-orhangazi-camileri-1

Orhangazi – Fotoğraf Numara 70
Yunanlılar tarafından yakılan Orhangazi kasabası cami-i şerifi.
(Orhangazi kasabası tahminen 1000 haneli olup yunanlılar tarafından bilcümle emakini diniyye ve resmiyesiyle kamilen ihrak ve ahalinin kısmi azami katil ve imha ve eşya ve nakitleri gasb ve yağmalanmıştır.)

kurtulus-savasinda-orhangazi-camileri-2

Orhangazi – Fotoğraf Numara 71
Orhangazi kasabasında muhterik bir cami-i şerif.

kurtulus-savasinda-orhangazi-camileri-3

Orhangazi – Fotoğraf Numara 72
Orhangazi kasabasında muhterik diğer bir cami-i şerif.

orhangazi-de-kurtulus-savasi-fabrikalar-4

Orhangazi – Fotoğraf Numara 73 

Orhangazi kasabasında muhterik bir fabrika.

orhangazi-de-yunan-katliami-kurtulus-savasi-7

Orhangazi – Fotoğraf Numara 79

Orhangazi kasabasında yunanlıların erkek ve kadın olmak üzere kasatura ile katlettikleri şühedanın yollarda ve kasaba kenarında bulunup toplanan kemik ve kafa tasları!..

orhangazi-de-kurtulus-savasinda-insanlar-8

Orhangazi – Fotoğraf Numara 80

Orhangazi kasabasında, katli aam ve ihraki mesakin gibi fecaya maruz kalıp canını kurtarmak üzere 2 çocuğuyla firar eden ve bugün kendine bir mesken aramak için gezen bir biçare Türk köylüsü!..

kurtulus-savasi-nda-orhangazi-halki-9

Orhangazi – Fotoğraf Numara 81

Orhangazi‘de haneleri ihrak ve eşyaları yağma edilip sefil bir halde kalan ahali.

kurtulus-savasi-surulen-orhangazi-kadinlari

Orhangazi – Fotoğraf Numara 82

kurtulus-savasinda-katledilen-orhangazili-kadinlar

Orhangazi – Fotoğraf Numara 83

Orhangazi kasabasında kocaları yunanlılar tarafından katledilip dul kalan kadınlar.

kurtulus-savasinda-yetim-kalan-cocuklar-orhangazi

Orhangazi – Fotoğraf Numara 86

kurtulus-savasinda-yutsuz-kalan-cocuklar-orhangazi

Orhangazi – Fotoğraf Numara 87

kurtulus-savasi-nda-oksuz-kalan-cocuklar-orhangazi

Orhangazi – Fotoğraf Numara 88

Orhangazi kasabasında babaları yunanlılar tarafından katledilen ve şimdi yurtsuz, kimsesiz kalan evladı şüheda.

kurtulus-savasi-orhangazi-haritasi

orahngazi-haritasi

Orhangazi Eski Haritası.

Özel Araştırma – Her hakkı saklıdır © Orhangazi Şehir ve Firma Rehberi | Bursa Orhangazi | Orhangazi.net

Hacılartepe Höyüğü Orhangazi

Hacılartepe Höyüğü Orhangazi İlçesinin batısında, Bursa-Yalova kara yolunun yaklaşık 2 km. güneyinde, Ilıpınar yerleşmesinin 500 m. güneybatısında yer alır. D.H. French tarafından 1965 yılında saptanan Hacılartepe Höyüğü yaklaşık 150 x 4 m. boyutlarındadır. 1993-95 yıllarında J.J. Roodenberg tarafından kazılan Hacılartepe Höyüğü ile ilgili detaylı bir yayın henüz yapılmamıştır.

Kalkolitik Çağ : Kazıda, yüzeyden 4.5 m’de ana toprağa ulaşıldığı halde, Kalkolitik Çağa ait bir yerleşmenin varlığı saptanmamışsa da, yüzeyinden son Kalkolitik Çağa ait siyah açkili çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Kalkolitik Çağ için şüpheli bir buluntu yeridir.

İlk Tunç Çağı : Kazı raporlarından anlaşıldığına göre 7 x 9 m. boyutlarında açılan bir sondajdan yaklaşık 4,5 m. derinlikte ana toprağa varılmıştır. Tüm dolgu İlk Tunç Çağı II ve III´e aittir. Sondajda birçok mimari tabakaya rastlanmıştır. En altta 2 m’lik dolguda kuzey-güney istikametine uzanan iki bina saptanmıştır. Binaların duvarları dal örgü tipinde yapılmış ve tabanlar bir kaç kez yenilenmiştir. Üst katlarda yine duvarları dal örgü tekniğiyle yapılmış ayrıca ahşap malzemenin de sıkça kullanıldığı bina kalıntılarına rastlanılmıştır. Çanak çömleklerin tipik Troya ve Demircihöyük’ten bilinen örneklere benzediği belirtilmektedir. Hacılartepe Höyüğü ‘nden alınan bazı 14C örnekleri, yaklaşık MÖ. 2400 tarihini vermiştir.

Ilıpınar Höyüğü Orhangazi

ILIPINAR HÖYÜĞÜ

Ilıpınar Höyüğü Nerededir?
Bursa il merkezinin kuzeydoğusunda, Orhangazi İlçesinin yaklaşık olarak 1.5-2 km. güneyinde, Gedelek Köyünün 4 km. kuzeydoğusunda, Örnek Köyün 1.5 km. kuzeybatısında, Çeltikçi Köyünün 1.75 Km. doğu-kuzeydoğusundadır.

Ilıpınar Höyüğü Konumu ve Çevresel Özellikleri Nelerdir?
İznik Gölünün 2 km. batısında olan höyüğün hemen yanında Ilıpınar Mevkine yerleşenlerin rahatlıkla su ihtiyaçlarını karşılayacak su kaynağı bulunmaktadır. Yerleşim alanının genişliğinin yaklaşık 2.5 hektar, çapının 250 m, yüksekliğinin batı kesiminde 3 m, doğu kesiminde ise 10 m. olduğu bildirilmektedir.

Ilıpınar Höyüğü Kaç Tabakadan Oluşur?
Höyükteki kazı sonucunda tepenin en üstünden ana toprağa dek on tabaka tespit edilmiştir.

I. tabaka : M.S. 7. yüzyıl başı-6. yüzyıl sonuna tarihlenen ve höyüğün hemen her tarafını kaplayan mezarlık tabakası. Bu mezarlığın Orhangazi’deki Bizans Dönemi yerleşmesine ait olduğu tahmin edilmektedir. Yaklaşık olarak 200 mezar ortaya çıkarılmıştır [Roodenberg 1990:100].

II. tabaka : Erken Roma Dönemi tabakasında taş duvarlar bulunmuştur. Yapım tekniği olarak su kaynağının çevresindeki taş duvarlara benzemektedir. Ele geçen çanak çömlek parçalarından bu kalıntıların M.S. 1. ve 2. yüzyıla tarihlenebileceği ileri sürülmektedir.

III. tabaka : İlk Tunç Çağının sonuna tarihlenen, İnegöl gri mallarının olduğu, silo ve çöp çukurların bulunduğu tabakadır. Var olduğu sanılan mimarisi Bizans mezarlığı tarafından tahrip olmuştur. Tepenin merkezinde bu çağa ait birkaç mezarda tunç silahlar bulunmuştur.

IV. tabaka : Eski mezarlık tabakasıdır. Ele geçen 40 mezarın bazılarında hocker biçiminde yatırılmış ölülerin yanına mezar hediyesi olarak konmuş kap ve bakır nesneler bulunmuştur. Siyah açkili maldan örneklerin bir kısmı içi dolu oyuk bezemelidir. Göreli kronolojiye göre bu mezarlar M.Ö. 4. bin yılın sonuna (M.Ö. 3.100-2.900), Son Kalkolitik Çağa tarihlenmektedir.

V. tabaka: Büyük çöp çukurlarının olduğu ve çanak çömlek parçalarının özellikleri ile VI. tabaka bulgularına benzeyen Karanovo III ve erken Vinca ile ilişkisi olan tabakadır. M.Ö. 5. bin yılın ikinci yarısına tarihlenmektedir.

VI. tabaka : Yangın geçirmiş kerpiç mimarinin olduğu tabaka. M.Ö. 5. bin yılın ilk yarısına, İlk Kalkolitik Çağa konmaktadır.

VII. tabaka : V. bin yılın ilk yarısına, İlk Kalkolitik Çağa tarihlenen kerpiç mimarinin olduğu tabakadır.

VIII-IX. tabakalar : Ahşap yapı elemanları ile desteklenmiş pise’den inşa edilen kulübe tipi yapıların olduğu, Son Neolitik Çağ´dan İlk Kalkolitik Çağa geçişi veren tabakalardır. M.Ö. 5. bin yılın başına yerleştirilen bu tabakalarda Fikirtepe kültürü ile Balkan kültür ögeleri beraberce kullanılmıştır.

X. tabaka : Hacılar ile Fikirtepe kültürünün olduğu Son Neolitik Çağ tabakasıdır. M.Ö. 6. bin yılın sonuna tarihlenmektedir.

NEOLOİTİK ÇAĞ
Mimari : Ilıpınar kazı başkanı tarafından şimdilik Son Neolitik Çağ olarak tanımlanan X. tabaka, büyük kesitte, ana toprağın üzerinde saptanmıştır. Kesitte sıra halinde direk izlerinden ve taban kalıntılarından, üzeri çamur harçla kaplı dal-örgü tipinde kulübelerin olduğu yorumlanmaktadır. Tepenin güneybatı yamacındaki S 9 adlı sondajda ise yine bu evre ile hem zamanlı olduğu tahmin edilen killi bir toprak katmanı ile karşılaşılmıştır. X. tabaka yapılarının bir yangın sonucunda tahrip olduğu, 40 cm kalınlığında yanık döküntünün altında ele geçen oldukça iyi korunmuş yanmış ev kalıntısından anlaşılmaktadır. Aynı yanık döküntüleri hem ana kesitte hem de S 9 sondajında görmek mümkündür. 5 x 6 m. boyutlarında olan bu ev ise 25 cm kalınlığında pise duvarlara sahiptir. Pise duvarların iç kısmında ince ağaç direk izleri bulunmaktadır. [Roodenberg 1993:253,sek.3].

Günümüze 60 cm. yüksekliğe kadar koruna gelmiş olan bu yapının güney duvarındaki 80 cm. genişliğindeki açıklığın olasılıkla giriş görevi gördüğü tahmin edilmektedir. Odanın içinde, hemen hemen merkeze yakın bir yerde, kilden yapılmış, aşağı yukarı oval biçimli bir ocak, kuzey köşede yine kaba kilden bir kırık killer dolabı ile bir öğütme taşı, batı duvarının yanında ise bir podyumun yer aldığı görülmektedir [Roodenberg 1993:sek.3].

Odanın zemini yine yanık kil tabanla kaplıdır. Bu mekanın içinde, obsidien çekirdek, taş boncuklar, figürin gibi küçük buluntular da mevcuttur. Yapı tekniği ile Bulgaristan’daki İlk Neolitik yerleşme yerlerindeki yapılarla karşılaştırılabilecek özellikler taşımaktadır.

Çanak Çömlek : X. tabakada el yapımı, mineral, kum ve bitki katkılı hamurlu, iyi pişirilmiş, açıktan koyuya kadar değişen tonlarda portakalımsı açık kahverengi – gri yüzey renkli, açkili maldan kaplar ve parçalar ele geçmiştir. Hamurundaki bitki katkının çanak çömleğin yüzeyinde Saman yüzlü mallar gibi bir görünüm verdiği ileri sürülmektedir [Roodenberg 1989a:67-68].

Biçim açısından küresel gövdeli hafif çıkıntı dudaklı kap biçimleri çoğunluktadır. Bunların bazılarına yatay konumlu ve delikli tutamaklar konulmuştur. Dipleri genellikle yassı ve düzdür. Az sayıda yayvan çanak biçimleri de görülmektedir.

Yontma Taş : Çoğunlukla çakmak taşının ham madde olarak kullanılmasının yanı sıra obsidien çok azdır. Dilgiler endüstrinin hakim tipidir.

Kemik/Boynuz : Ilıpınar’ın kemik aletleri X-VI. tabakaların buluntuları başlığı altında incelendiği için, bu tabakanın kendine özgü buluntuları şimdilik anlatılmamaktadır.

Hayvan Kalıntıları : Ilıpınar’da en eski tabakadan itibaren koyun, keçi, domuz, sığır gibi hayvanların evcilleştirildiği belirtilmiştir.

Yorum ve Tarihleme : Genel özellikleri ile X. tabaka, Anadolu’dan Fikirtepe /Pendik ve Hacılar ile ilişkiler göstermektedir. Bu tabaka için 14 C ölçümü ile düzeltilmemiş tarihle GÖ 7.100-6.900, düzeltilmiş tarihle ise M.Ö. 5.900-5.700 tarihleri verilmektedir [Roodenberg 1993:259].

KALKOLİTİK ÇAĞ
Mimari :
IX-VII. tabakalar: Bu tabakalara ait kalıntılar, ´Büyük Meydan´ olarak adlandırılan açma dizisinde, yaklaşık 400 metrekarelik bir alanda gün ışığına çıkartılmıştır. Mimaride, Trakya ve Marmara Bölgesinin ahşap ağırlıklı malzemesine uygun yöresel tekniklerinin uygulandığı görülmektedir. Ahşap, pise, kerpiç, dal-örgü malzemenin bir arada kullanıldığı bir yapım tekniği izlenmektedir. Ortaya çıkan yapıların birbirleriyle olan ilişkilerinden, ilk tabakadaki köyün, yaklaşık 50 haneli oldugu tahmin edilmektedir. Ev planlarına bakıldığında, yapıların birbirinden bağımsız, tek odalı, dörtgen planlı yapılar olduğu görülmektedir. Boyları yaklaşık olarak 4-5 x 6 m’dir. Duvarlarının yapımı değişkendir, bir kısmı yatay hatıllarla sağlamlaştırılmış çamur harçtan yapılmış, her iki kenarı küçük ahşap direklerle desteklenmiştir. Bazılarında yatay tahtalardan yapılmış, olasılıkla duvarın toprağa batmasını önleyen temeller vardır. Bir kısım duvarlar dal-örgü ya da çit örgü tekniğindedir. Bu duvarlardan günümüze çok azı, ancak 40-50 cm. yükseklikte kalabilmiştir.

Çanak Çömlek : Ilıpınar’ın IV. tabakasından IX. tabakaya kadar olan tüm yerleşimleri Kalkolitik Çağa konulmaktadır. IV. tabakada yaklaşık 40 mezardan oluşan bir mezarlık bulunmuştur. Mezarlara, ölülerin yanlarına, gri/kurşuni renkli hamurdan, gri-siyah yüzlü, açkili, iyi pişirilmiş maldan omurgalı kaseler, testiler, tek ya da iki kulplu kaplar gömü armağanı olarak bırakılmıştır. Her dört mezarın üçünde armağan bulunmuştur. Marmara Bölgesindeki yüzey araştırmalarında, yerleşme alanlarında pek görülmeyen bu mal grubu bölgeye yabancıdır. Bazı kaplar, çizi ya da sığ oluk bezeme ile süslenmiştir. Bezemelerin içleri beyaz renkte bir dolgu maddesi ile doldurularak iyice belirgin hale getirilmiştir. Biçimlerde özellikle lale biçimli olarak adlandırılan kaplar ilgi çekicidir. 14C sonuçları ile mezarlığın, dolayısıyla bu kapların, MÖ 4. bin yılın sonuna tarihlenmesi kesinleşmiştir. V. tabakadaki koyu yüzey renklerine sahip çanak çömleğin Erken Vinça kültürü ile özdeşleştiği ileri sürülmektedir. Kazı başkanı benzerliklere dayanarak bu mal grubunu MÖ. 5. bin yılın ikinci yarısına koymaktadır. VI. tabakada ise omurgalı ve dikdörtgen biçimli parçaların varlığı kanıtlanmıştır. VII. tabakadan sonra, kültür bulgularında az dahi olsa bir değişimin varlığı izlenmektedir. Düşük ısıda pişirilmiş, koyu renkli, dişi açkili, bazılarının üzerlerinde çizi bezemeli çanak çömlekler, Son Neolitik Çağ’dan İlk Kalkolitik Çağ’ın başına geçişi veren VII-IX. tabakaların genel çanak çömlek özelliklerini göstermektedir. IX. tabakada Fikirtepe türü çanak çömleğin devam ettiği görülmektedir. Bu tabakalar yaklaşık olarak MÖ 5. bin yılın ortasına tarihlenmektedir.

Kil : Marmara Bölgesinin Balkanlar ile olan ilişkisini ortaya koyacak tipte insan ve hayvan figürleri bulunmuştur.

Yontma Taş : Çakmak taşı ve obsidien’den dilgiler, bıçaklar ve kazıyıcılar sayıca en çok kullanılan alet türlerindendir. Ilıpınar’ın kendine özgü bir yontma taş endüstrisi yoktur.

Kemik/Boynuz : IX. tabakada , benzerleri Fikirtepe kültüründe bulunan, elde oyularak ve kesilerek çok muntazam bir şekilde oluşturulmuş, uzun saplı kemik kaşıklar toplanmıştır. Olta iğneleri, bizlar, boynuzdan alet sapları bu hammaddenin diğer nesnelerini teşkil etmektedir.

İnsan Kalıntıları : Höyüğün yüzeyine yakın konumda, Bizans Dönemine tarihlenen mezarların arasında Son Kalkolitik Çağa ait 40’dan fazla mezar bulunmuştur. Bu mezarlar yaklaşık olarak MÖ 4. bin yılın sonuna tarihlenmektedir. Ölüler, basit toprak mezara hocker biçiminde yatırılmıştır. Bu çağa ait, yüzyüze bakan iki iskeletli mezar, dönem mezarlarına örnektir. Arsenli tunçtan yassı balta, bakır bıçaklar, bir adet biz ve 9 adet tüm kabin mezar armağanı olarak bırakıldığı görülmektedir.

Hayvan Kalıntıları : Ilıpınar yerleşiklerinin, öküz, koyun, keçi, domuz yetiştirdikleri saptanmıştır.

Bitki Kalıntıları : Tahıl ve sebze ekiminin yapıldığına dair izler bulunmuştur.

Yorum ve tarihleme : Ilıpınar, Marmara ve Trakya Bölgesinin arkeolojisinde çok önemli bir dönemin aydınlanmasına yol açmıştır. Özellikle Fikirtepe Kültürünün tarihlenmesini kesinleştirdiği gibi yörenin Kalkolitik Çağ kültürlerinin açıklanmasına da yol açmıştır. Özellikle IV. tabakaya eş güdülen Son Kalkolitik Çağ mezarlığında, mezar armağanı olarak bırakılan siyah açkili çanak çömlek bölgede ilk defa saptanan bir mala aittir. Burada yaşayan toplulukların tarım ağırlıklı bir yaşam modeline sahip oldukları ele geçen bitki ve hayvan kemiklerinden anlaşılmaktadır. Avcılığın gıda üretiminde çok küçük bir payı olduğu ileri sürülmektedir [Roodenberg 1992:128].

Kuzeybatı Anadolu’nun ilk tarımcı topluluklarının yaşamlarını ve çevrelerindeki bölgeler ile olan ilişkilerini ortaya çıkarmayı amaçlayan Ilıpınar kazıları, özellikle Anadolu’dan Balkanlar üzerinden Güney Doğu Avrupa’ya olan göç ilişkilerini saptamasında rol oynamaktadır. Höyükten alınan 14C örnekleri ile yerleşmenin 600 yıllık bir ömrü olduğu ortaya çıkmıştır: IX. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.900 VIII. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.900-6.750 VII. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.750 VI. Tabaka için (düzeltilmemiş) GÖ 6.750-6.550 tarihlerini vermektedir.

Kaynak: TAY Yerleşme – Ilıpınar / www.tayproject.org

Ilıca Kaplıcası Orhangazi

Orhangazi’ye 18 kilometre uzaklıktaki Keramet Mahallesinin İznik kara yoluna çok yakın bir bölümünde yer alan Ilıca, doğal bir SİT alanıdır. Ilıcanın sodalı olarak bilinen suyunun, içerdiği diğer mineraller açısından cilt ve deri hastalıklarına da iyi geldiği belirtilmektedir. Doğal bir havuz görünümündeki Ilıcanın kayaların arasından devamlı kaynayan suyu, özellikle yakın il ve ilçelerden her mevsim yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağıdır.

İznik Gölü ile Ilıca arasında sadece 200 m. kadar uzaklık vardır. Göle bu kadar yakın başka bir ılıca yoktur.
Sakin ve huzurlu çevresi, doğal güzellikleri ve seyrine doyum olmayan güneşin batışı ile İznik Gölü manzarası görülmeye değerdir.

Keramet Köyü Ilıca’ya Ulaşım :

Yalova istikametinden Ilıca’ya; Bursa kara yolunu kullanarak, Orhangazi‘ye geldiğinizde şehir merkezindeki ışıklardan sola doğru İznik istikametine doğru sapacaksınız. Bu güzergahı takip ederek yol üzerindeki Keramet mahallesini geçtikten sonra Ilıca’ya ulaşabilirsiniz.

Bursa istikametinden Ilıca’ya; Yalova kara yolunu kullanarak, Orhangazi‘ye geldiğinizde şehir merkezindeki 2. ışıklardan sola doğru İznik istikametine doğru sapacaksınız. Bu güzergahı takip ederek yol üzerindeki Keramet Mahallesini geçtikten sonra Ilıca’ya ulaşabilirsiniz.

Kurtuluş Savaşı İzleri : Araştırma Kurulu

1921 SENESİNDE GELEN ULUSLARARASI ARAŞTIRMA KURULU

Mart 1921 sonlarında Yalova, Orhangazi ve Gemlik yörelerinden başlayarak bir toplu kırım ve göçe zorlama girişimine dönüşen barbarca uygulamalar, Nisan 1921 sonlarında İstanbul hükumetine ve Bağlaşık devletler temsilcilerine yansıdı.

Özellikle Yunan ordu birliklerinin açıktan açığa destekledikleri Rum ve Ermeni çetelerinin baskılarına en yoğun biçimde uğrayan Orhangazi ilçe halkının temsilcileri yaşanan korkunç olayları, kanlı cinayetleri, gasp ve soygunları tüm ayrıntılarıyla gerek hükumet yetkililerine gerekse de Bağlaşık devletler görevlilerine aktardılar.

Orhangazi belediye başkanı Mehmet, Eski belediye başkanı Hasan Tahsin efendilerle, Üreğil köyünden Hakkı ve Hayrettin, Çakırlı köyünden Şerif ve Süleyman, Çeltikçi köyünden Tevfik ve Ethem, Karsak köyünden Hacı İbrahim ve Ahmet efendilerin 21 Nisan ve 8 Mayıs 1921’de yazılı ifadelerinin alınmasından sonra Bağlaşık devletler temsilcileri Uluslararası iki “Araştırma kurulu” oluşturarak yakınma konusu olayları yerinde incelemeye karar verdiler.

Bu kurullardan birincisi Gemlik, Orhangazi ve Yalova dolaylarını; İkincisi Beykoz’dan başlayarak Şile, Ağva ve İzmit çevrelerini araştırmakla görevlendirildi.

Gemlik, Orhangazi, Yalova dolaylarında çalışacak olan birinci Araştırma kurulu, İngiliz General Franks’in başkanlığında Fransız Albay Wick, İtalyan Yarbay Rolette ve Uluslararası Kızılhaç temsilcisi İsviçre uyruklu M. Gehri’den oluşmaktaydı. Kurulda İngiliz generalin emir subayı Yüzbaşı Ston ile İtalyan Albay’ın çevirmeni M. Amelio’da bulunuyordu.

Ayrıca Osmanlı Temsilcisi kimliğiyle Jandarma Üsteğmen Mustafa Süreyya’nın da araştırmaya katılmasına izin verilmişti.

Yanı sıra araştırma yapılacak yerlerde Kılavuzluk hizmeti için olayları yaşayanlardan Çınarcıklı Hafız Ahmet, Gemlikli Tevfik, Orhangazili Refik (Atay) ve Armutlu’dan Emin adlı kişilerde kafileye alınmışlardı.

Araştırma kurulu 12 Mayıs 1921 günü Bryoni adlı İngiliz gemisi ile İstanbul’dan Gemlik’e geldi. 13 Mayıs günü Orhangazi ve çevresinde, 14 Mayıs’ta Gemlik’te göçe zorlananlar arasında inceleme yaptı. 15, 16 ve 17 Mayıs günleri olayların yalnızca izlerini görmekle kalmadı; Kimi yerlerde suçsuz insanların barbarca öldürülmelerine, Yağma ve soygunlara, Köylerin ateşe verilmesine bizzat tanık oldu.

Özellikle Uluslararası Kızılhaç komitesi temsilcisi M. Gehri karşılaştığı kırım ve yıkımın etkisinde kalarak oldukça objektif bir rapor hazırladı. Öldürülmüş olanların ya da yaralı olarak canlarını kurtarabilenleri fotoğrafladı.

Kaynak: İşgalden Kurtuluş Bursa – Yılmaz AKKILIÇ / Araştırmacı Yerel Tarihçi İlhan ERDEM

Etiketler: Kurtuluş Savaşı ‘nda Orhangazi, Kurtuluş Savaşı ‘nın Orhangazi’deki izleri, Kurtuluş Savaşı ‘nda Ermeni Çeteler, Kurtuluş Savaşı ‘nda Rum Çeteler

Kurtuluş Savaşında Orhangazi Müdafaası

KURTULUŞ SAVAŞINDA ORHANGAZİ NASIL KURTULDU

İşgalden çok önceleri paylaşım savaşı başlamadan evvel önemli ve stratejik yerlerden biri olan Orhangazi’ye İngiliz karakolları kurulmuştu (15 Ekim 1919). Bu karakollar farklı kaynaklara göre 5 Ağustos, 25 Ağustos veya 7 Eylül’de yerini Yunan ordusuna bırakarak çekildi. Yunan ordusunun gelişi sonun başlangıcı oluyordu. Yunan ordusunun gelişiyle yöredeki Ermeni ve Rum çetelerin katliamları başlıyordu.

Bu katliamların önüne geçebilmek ve bazı kendini bilmezler de fırsattan istifade etmek için çeteleşme yoluna baş vurdu ve Milis güçler kuruldu ki bazıları şunlar; İdris kaptan çetesi, Kuzeyde Yalova dolaylarında Kara İbo çetesi ve Yenişehir-İznik dolaylarında Gökbayrak Cemal Müfrezesi faaldi.

Ancak ilçede Müdafa-i Hukuk öğretisini yayan ve temsil eden şubenin sorumlusu Bahaeddin bey, yanında Ahmet Derviş bey (Tarakçıoğlu) ve Refik bey (Atay) vardı.

Bu arada Orhangazi Kaymakamı Mehmet Tevfik bey İstanbul yanlısı olduğu gerekçesi ile Mayıs 1920 başlarında Gökbayrak Cemal tarafından görevden alınacaktı.

İşte Orhangazi‘nin kurtuluşu; Başkomutan savaşında Yunanlıların Anadolu’daki asıl gücünü oluşturan güney kolordularının büyük kayıplar vermesi ve kılıç artıklarının İzmir’e doğru bozgun halinde çekiliyor olması, düşmanın kuzeydeki 3. Kolordusunu da Marmara’nın güneyinde sıkışıp kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştı. Kolordunun Anayurt’a dönebilmesi için Gemlik, Mudanya ve Bandırma limanlarının yaşamsal önemi vardı. Orhangazi-Gemlik yöresi önceden 55. alay ile desteklenmişti.

Alınan önlemlere karşın, kolordu komutanına ulaşan savaş raporları iç açıcı değildi. Türk ordusunda cesareti ve kararlılığıyla nam salmış olan Halit Paşa’nın (Karşıalan) komuta ettiği Kocaeli grubu savunmadaki Yunan birliklerini zor duruma düşürmüştü. Albay Jiras’ın uğraşlarına rağmen Yenişehir geri alındı (6 Eylül 1922 saat:13:40).

7 Eylül 1922 günü Kocaeli Grubuna bağlı mürettep müfreze ile bu müfrezenin batısında bulunan iki tabur ve bir bağımsız bölük gücündeki birlikler Orhangazi‘nin batısındaki sırtları ele geçirmek amacıyla şiddetli bir saldırı başlattılar.

Arazi son derece sarp ve uzun süreden beri Yunan istihkam birliklerince özel olarak berkitilmiş bulunduğu için saldırı çok güç ilerliyordu. Birlikler ağır kayıplar vermekteydi.

8 Eylül 1922 günü Kocaeli Grubunun mürettep müfrezesinin sorumluluk bölgesinde önemli bir gelişme olmadı. Müfreze birlikleri, berkitilmiş mevzilere son ve kesin saldırı için hazırlıkları sürdürdüler.

9 Eylül 1922 günü Türk süvarileri yıldırım hızıyla İzmir’e ulaştılar ve kordonda ki hükumet konağına Türk bayrağını çektiler.

Bu kutlu haberi Batı Cephesi Komutanlığı, 3. Türk kolordusuna gönderdiği bir telle mustuladı. Hem de “3. kolordunun, Kocaeli Grubu ile birlikte Bursa cephesindeki düşmanı izleyerek saldırıya geçmesi” buyruğunu verdi. 8 Eylül’ü 9 Eylül’e bağlayan gece Bursa’nın doğusundaki kazancı mevzilerini tutmakta olan Yunan birlikleri 3. Yunan kolordu komutanının emriyle geri çekilmeye başladı. Bu durum 9 Eylül’de gün boyu sürdü. Yunanlılar çekilişlerini örmek için Türk birliklerine sınırlı saldırı girişiminde bulundularsa da bu saldırı saat 16:30’da durduruldu ve püskürtüldü. Gelen olumlu raporlar üzerine 1. Dümen hemen ileri yürüyüşe geçerek kazancı mevzilerini ele geçirdi. Güney’deki Mürettep süvari tümeni’de ,Marmaracık kesimine değin ilerledi, çekilen düşmanı ateş baskısı altında tutmayı sürdürdü.

10 Eylül 1922 sabahı saat 10:30’da Kocaeli grubu karşısındaki düşmana iki koldan saldırıya geçti. Sağ kol (Batı kolu) şiddetli direnmeyle karşılaştıysa da, kısa sürede direnmeyi kırarak Şahintepe’yi (Beşpınar dağı) ele geçirdi. Sol kol (Doğu kolu) ise Hamzalı köyüFındıklı köyü hattına yanaştı. Şiddetle saldırıya geçerek düşmanı mevzilerinden attı. Saat 10:00’da Orhangazi’ye girdi. Böylece işgal boyunca büyük acıların yaşandığı, bir kaç kez yakılıp yıkılan Orhangazi kasabası da kurtarılmış oluyordu. Sırası ile diğer il ve ilçelerde kurtarılırken işgal bitiyor ve Cumhuriyet ilan ediliyordu.

İşte Orhangazi böyle kurtarıldı. Emeği geçenlerin ruhları bir kez daha şad olsun!..

Kaynak: İşgalden Kurtuluş Bursa – Yılmaz AKKILIÇ / Araştırmacı Yerel Tarihçi İlhan ERDEM