Zeytin ile ilgili Efsaneler: Zeytin dalı efsanesi

Zeytin ile ilgili Efsaneler: Zeytin dalı efsanesi

Zeytin ile ilgili Efsaneler belki asırlar boyu anlatıldı. Günümüzde de zeytin üzerine oldukça fazla efsane yer alıyor. Zeytin ile ilgili efsaneler arasından bazılarını sizlerle paylaşmaya çalışacağız.

İlk efsane: Nuh Tufanı

Eski Ahit’te yer alan efsanelerden biri, Hazret-i Nuh ve tufandan bahseder. Yarattığı ademoğlunun yeryüzüne kötülük tohumları saçtığını gören Tanrı, onu bir tufanla cezalandırmaya karar verir. Ve Hazret-i Nuh’a bir gemi yapmasını, bu gemiye her temiz hayvandan erkek ve dişi yedişer, her temiz olmayan hayvandan erkek ve dişi ikişer ve kuşlardan da erkek ve dişi yedişer tane almasını söyler. Ardından büyük tufan başlar, Hazret-i Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, yeryüzü üzerinde yaşayan her şey silinir. Tufan durulduğu zaman Hazret-i Nuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercin salar. Sular çekilmediği için güvercin gemiye döner. Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salar. Güvercin bu sefer, ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağıyla gelir. O zaman Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlar. Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin, o günden bu güne, ümidin ve barışın simgesi olur. Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün..

Zeytin ile ilgili efsaneler, zeytin dalı efsanesi

Eski Ahit: Refahın ve bolluğun sembolü zeytin

Eski Ahit’e göre zeytin, refahın ve bolluğun sembolüdür. Ve yalnız Eski Ahit değil, tüm kutsal kitaplarda zeytin ağacı ; kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, aklın, arınmanın ve yeniden doğuşun, kısaca insanlık için en önemli erdem ve değerlerin sembolüdür.

Hakimler Kitabı: Ağaçların kralı

Hakimler Kitabında geçen bir öykü, ağaçların kendilerine kral seçmek için ilk olarak zeytin ağacına başvurduklarından bahseder: “Vaktiyle ağaçlar, kendilerine kral meshetmek için gittiler; ve zeytin ağacına dediler: Bize kral ol. Ve zeytin ağacı onlara dedi: Allah’ın ve insanın bende sena ettikleri (övdükleri) yağımı bırakayım ve ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?” Zeytin ağacından “hayır” yanıtını alan ağaçlar, daha sonra incir ve asmaya giderler. Ancak incir ve asma da, aynı gerekçeyle kral olmayı reddederler. Hakimler Kitabındaki öyküden, ağaçların kendilerine kral olarak kara çalıyı seçtiklerini ve kara çalının da krallığı kabul ettiğini öğreniriz.

Zeytin ile ilgili bilinmeyenler konusunda Gurmex.com çok güzel bire yazı yazmış okumak isterseniz tıklayın.

Zeytinin Öyküsü ve Zeytin Kökleri Hakkında Bilgi

Zeytinin Öyküsü ve Zeytin Kökleri Hakkında Bilgi

Zeytinin Öyküsü ilk olarak Yunanistan‘ın Santorini adasında başladığı düşünülmektedir. Zeytin Ağacı kuzeyde, Anadolu üzerinden Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya; güneyde, Mısır üzerinden Kuzey Afrika’ya yayılmıştır. 16. yüzyılda Kuzey Amerika ve Latin Amerika ile birlikte Çin’e ve Japonya’ya ulaşmıştır. Gerek mitoloji ve gerekse günlük yaşamdaki yeri bakımından Akdeniz kadar hiç bir coğrafyada Zeytinin Öyküsü ve tarihi izlerini takip edebilmek mümkün değildir. Örneğin, Yunanistan’da zeytinin tarihi 4000 yıl öncesine kadar uzanmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de de zeytinden söz ediliyor. Kur’anda bu zeytin ağacının Sina dağı’ndan geldiği, meyvelerinden yağ elde edildiği ve bu yağın yemeklere lezzet vermek için kullanıldığı yazılıdır.

Zeytin ile ilgili ayetler yazımızı okumak için linke tıklayın.

Zeytin Ağacı İnsanlığın Asırlık Dostu

Sanırız ki hiç bir ağaç, insanlık tarafından zeytin ağacı kadar kutsi kabul edilmemiş, hiç bir ağacın üstüne bu kadar çok efsane yaratılmamıştır. Zeytin ağacının insanlık tarihindeki yerini kavraya bilmek için, bundan 39.000 yıl öncesine uzanmak gerekiyor.

İlk Zeytin ağacı neredeydi? Zeytin nerede bulundu?

Zeytin ağacına ilişkin bugün elimizdeki en eski veri, Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik çalışmalara dayanıyor. Bu çalışmalarda 39 bin yıllık zeytin yaprağı fosilleri ortaya çıkarıldı. Kuzey Afrika’daki Sahra Bölgesi’nde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalarda ise Milattan Önce 12 bin yılına ait zeytin ağacı bulgularına rastlandı. Ancak ilk zeytin hasadının ne zaman ve hangi uygarlık tarafından yapıldığı bilinmiyor.

Cevaplandırılamayan sorular bizi; zeytin, zeytin hasadı ve zeytinyağıyla ilgili efsanelere daha çok kulak vermeye çağırıyor.

Zeytinin Öyküsü,zeytin ağacının kökleri geçmişi

Zeytin ağacının kökleri

Zeytin, tarih öncesi çağlardan bu yana doğada bulunur ve Akdeniz Kültürü’nün önemli bir parçasıdır. Bilim, zeytin ağacının ne zaman oluştuğunu tam olarak söyleyemese de mitoloji zeytinin var oluşuna kendince açıklık getirir. Zeytin ağacı yeryüzüne bir armağan olarak gönderilmiştir.

Eski Yunan’da tanrıların başı Zeus, insanlığa en değerli armağanı veren tanrı ya da tanrıçanın yeni kurulan şehrin hükümdarı olacağını ilan eder. Bunun üzerine deniz tanrısı Poseidon barış ile bilgelik tanrıçası Athena mücadeleye girişirler. Poseidon, üç dişli çatalını bir kayaya saplar ve insanları uzak yerlere götürecek,savaşlar kazanacak olan “atı” yaratır. Athena ise mızrağını yere saplayarak bir “zeytin ağacına” dönüştürür. Şehir halkı bu zeytin ağacının büyük bir zenginlik ve bereketin kaynağı olduğuna karar verir ve Athena’nın onuruna şehre “Atina” adı verilir. Bugün bile efsanenin olduğu kabul edilen yerde bir zeytin ağacı durur. Bütün zeytin ağaçlarının Athena’nın yarattığı bu zeytin ağacından çoğaldığı söylenir.

Zeytinin Öyküsü yazımız burada sona eriyor. Yazmızı beğendiyseniz bir yorum bırakarak bizimle duygularınızı paylaşırsanız çok mutlu oluruz.

Zeytin ile ilgili Ayetler ve Hadisler: Zeytin Hakkında Ayet ve Hadis

Zeytin ile ilgili Ayetler ve Hadisler: Zeytin Hakkında Ayet ve Hadis

Zeytin ile ilgili ayetler ve hadisleri tek tek yazmaya çalışacağız. Eğer atladığımız veya eksik yazdığımız ayetler ve hadisler varsa lütfen yorum kısmına yazınız. En kısa zamanda listemizi güncelleriz.

Zeytin ile ilgili Ayetler

“Sema’dan ölçüyle su indirdik. Onu, yeryüzünde iskan ettik. Muhakkak biz, onu(suyu) gidermeye de kadiriz.”

“Onunla, sizin için üzümden, hurmadan bahçeler inşa ettik. Orada, birçok ürünler vardır ve ondan yersiniz.”

“(Sizin için) Tûr-i Sina’da yetişen bir ağaç yarattık ki, O ağaç hem yağ (zeytinyağı) ve hem de ekmeğinize katık edecekleri verir.”

[Mü’minun Suresi (23)/18-20]

***

“O (Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik ve ondan bir yeşillik çıkardık. Biz ondan kümelenmiş taneler; hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. O olgunlaşıp ürünlerini verdiği zaman, ona bakın! Muhakkak bunda, iman eden bir kavim için ayetler(deliller) vardır.”

[En’am Suresi (6)/99]

***

“O (Allah) ki yükseltilmiş(asmalı) ve yükseltilmemiş(asmasız) bahçeler; hurmalar, ürünü(yemişi) farklı ekinler, zeytinler ve benzeyen-benzemeyen narlar inşa etti. O ürününü verdiği zaman, ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin. İsraf etmeyin, muhakkak O, israf edenleri sevmez.”

[ En’am Suresi (6)/141]

***

“Onunla(suyla), sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzümler ve ürünlerin her türlüsünden bitirir. Muhakkak bunda, tefekkür eden bir kavim için, ayetler vardır.”

[Nahl Suresi (16)/11]

Zeytin ile ilgili AyetlerZeytin ile ilgili Ayetler ve Hadisler

“Allah, ‘Göklerin-Arz’ın (Evrenin) ‘Nuru’dur. ‘Allah’ın Nuru’nun misali, ‘Oyuk’ içinde bulunan bir ‘Lamba’ gibidir. Lamba, bir sırça içerisindedir ve sırça, sanki ‘incimsi bir yıldız’dır(nötron yıldızı gibi). O(Lamba) ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun yağı, ‘ışık’ verir. (Bu), Nur üzeri Nur’dur. Allah, kimi dilerse, onu Kendi Nuru’na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi’dir.”

[ Nur Suresi (24)/35 ]

***

Muhakkak biz, (suyu) bir boşaltmayla boşattık.

Sonra arzı parçalayıp-yumuşattık.

Orada bitirdik habbeler,

Üzümler, meyve veren ağaçlar,

Zeytinler ve hurmalar.

[ Abese Suresi (80)/25-29 ]

***

Andolsun incire ve zeytine!

Ve Sina Dağı’na,

Ve şu Emin Belde’ye.

[ Tin Suresi (95)/1-3 ]

Zeytin ile ilgili Ayetler ve Hadisler

Zeytin ile ilgili Hadisler

Ömer bin Hattâb dedi ki:
Allah’ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, mübarek(bereketli) bir ağacın ürünüdür.”

Tirmizi, Cilt 2 – Hadis No: 1851

Ömer bin Hattâb dedi ki:
Allah’ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Zeytinyağını, ekmeğe katık ediniz ve bu yağı kullanınız. Çünkü bu yağ, mübarek bir ağaçtan alınmadır.”

Sünen-i İbn-i Mace, Cilt 9 – Hadis No: 3319

Ebû Esîd dedi ki:
Allah’ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, bereketli bir ağaçtandır.”

Tirmizi, Cilt 2 – Hadis No: 1852

Muaz diyor ki:
Allah’ın Elçisi(s.a.v.): “Ümmetime meşakkat verme korkusu olmasaydı, kendilerine her namaz kılarken, zeytin ağacından misvak(kullanımını) emrederdim.”

Sahih-i Buhari, Cilt 3 – Hadis No: 484

Zeytin ile ilgili Ayetler,Zeytin hakkında Ayet ve hadis

Zeyd bin Erkam dedi ki:
“Allah’ın Elçisi(s.a.v.); Zatülcenb hastalığının tedavisi için; vers(Yemen za’feranı bitkisi), kust(topalak denilen bitki) ve zeytinyağını birbirine karıştırıp, hastanın ağzına vermeyi övmüştür.”

Sünen-i İbn-i Mace, Cilt 9 – Hadis No: 3467

Zeyd bin Erkam dedi ki:
“Allah’ın Elçisi(s.a.v.); Zatülcenb hastalığı için; zeytinyağı ve kustu bahri(topalak otu) karışımını tavsiye ederdi.”

Tirmizi, Cilt 2 – Hadis No: 2079

İbn-i Ebi Atik bize şöyle dedi:
“Size, şu Habbetü’s-Sevda’yı kullanmayı tavsiye ediyorum. Ondan, beş veya yedi tane alıp, iyice ufalayınız. Sonra onu, birkaç damla zeytinyağı içinde, hastanın burnuna bu taraftan ve şu taraftan damlatınız. Çünkü Aişe, Allah’ın Elçisi(s.a.v.)’den şu hadisi işittiğini söyler: “Şüphesiz şu Habbetü’s -Sevda(çörek otu), her hastalığa şifadır, samdan başka.”

“Ben, Sam nedir?” dedim.
“Sam, ölümdür.” dedi”

Sünen-i İbn-i Mace, Cilt 9 – Hadis No: 3449

Zeytin ile ilgili Ayetler ve Hadisler arasında mevlam affetsin atladığımız veya eksik yazdıklarımız olabilir. Eğer bir kul olarak Zeytin ile ilgili Ayetler tarafımızdan eksik veya hatalı yazılmışsa lütfen bizi uyarınız. En kısa zamanda yazımızı düzeltiriz.

Kutsal meyve Zeytin hakkında daha fazla bilgi almak için linke tıklayın.

Zeytin ile ilgili bilmeniz gerekenler için linke tıklayın.

Zeytin ile ilgili Sözler, Vecizeler ve Zeytine dair Şiirler

Zeytin ile ilgili Sözler, Vecizeler ve Zeytine dair Şiirler

Zeytin ile ilgili sözler yazımızda Zeytine dair vecizeler ve şiirler yer alıyor. Zeytin ağacı her dilde barışı simgeler. Aynı zamanda Zeytin ağacı yine her dinde kutsal bir varlıktır. İnsana 100 yıl ömür veren yaradan zeytin’e neden bin yıl ömür veriyor? Düşünenler ve anlayanlar için burada çok açık mesajlar var.

Zeytin ile ilgili sözler

  • “Zeytin ağacı Cennetin en zengin armağanıdır.” Thomas Jefferson
  • “…Tümünü seviyorum, ama en çok zeytini. Öncelikle dalı ile barışı, altın renkli yağı ile huzur ve mutluluğu sembolize ettiği için…” Aldous Huxley
  • “Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde Akdeniz biter” ​Georges Duhamel​

Zeytin ile ilgili sözler vecizelerZeytin ile ilgili özlü ve ünlü sözler

Zeytin ile ilgili iktibaslar

Necati Cumalı, Yağmurlar ve Topraklar

“Arabalar, deve kolları, yük beygirleriyle durmadan çuval çuval zeytin iniyordu kasabaya.. Yağhanelerin önünde bir süre sokakta kalıyordu çuvallar. Yağa bulanmış hamallar sırtlayıp çuvalları içeriye çekinceye kadar yeni yükler yıkılıyordu sokağa. Yayalar, üstlerini lekelememek için bastıkları yeri kollayarak geçiyordu yıkılan yükler arasından. Yağhanelerden çıkan zeytinyağı ile karışık kirli sular akıyordu kaldırımların kıyılarından. Gün geçtikçe kenevir çuvallara sinmiş zeytinyağı ile prina kokusu sarıyordu kasabayı..”

“Çatalkaya eteklerinde yabanı açarak beş yüz zeytin yetiştirmişti Hasan Gür. Zeytinliğe tapu çıkarmak için dava açmıştı. (…) 26 Aralık günü keşfine gidilecekti zeytinliğin. (…) Bir çiçek bahçesi kadar iyi işlenmiş, taştan topaçtan ayıklanmıştı ağaçların altındaki toprak. Bütün ağaçlar on beş yaşında görünüyordu. Boz yeşil kırışıksız gövdeleri, kısa dayanıklı yaprakları ile gülüyordu bütün zeytinlik. (…) Maşallah zeytinliğe, dedi, çok iyi yetiştirmişsin. Kına gibi her yanı… (…) Az uğraşmamışsın! Kolay değil bu deli yabanı bu duruma getirmek, adam etmek… (…) Sen belki bilmezsin, dedi. Yetişkin bir aslanı, kaplanı uslandırıp adam etmek neyse, burada zeytinlik yetiştirmek de o! Yürek ister, sebat ister bu iş…”​

Nazım Hikmet – Zeytine Dair

“… Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, Yaşamak yani ağır bastığından…”

Lawrence Durrell, Prospero’nun Hücresi

“Akdeniz’in tümü, dişlerin arasındaki siyah zeytinlerin acı tadından yükseliyor sanki. Etten ve şaraptan daha eski bir tat; serin su kadar eski bir tat. Bölgede zeytin ve zeytin yağı kadar eski olan tek şey var: deniz; en eski antik toplumlardan bugüne kadar, hiçbir tabiat ürünü uygarlıklar üzerinde zeytin kadar biçimlendirici bir etkiye sahip olmadı.”

“Bütün Akdeniz, heykeller, palmiyeler, altın kolyeler, sakallı kahramanlar, şarap, fikirler, gemiler, ayışığı, kanatlı gorgonlar, bronz adamlar, filozoflar, tüm bunlar dişlerin arasındaki kara zeytinin ekşi, sert tadından çıkmış gibi. Etten ve şaraptan daha eski bir tattan. Soğuk su kadar eski bir tattan.”​

Mehmet Başaran, Yüreğinin Sesi Zeytin Ülkesi

“Ağaçların bilgesi, zeytindir kuşkusuz… En çelimsizi bile kendini kabul ettiren bir ağırbaşlılık, bir suskunluk içinde… Yaşlarını bilen yok. Roma’nın, Bizans’ın izlerin taşıyor bazıları… Zamanlar geçmiş, sahipler değişmiş ama onlar kendi ölümsüzlüklerinde… Gene kendi kendilerinin.”

Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf

“Orada erkeklerin uzun sırıkları küçük yapraklı dalları hızla vuruşları ve siyah kıvraklıklarının eteklerini bellerine sokmuş kadınların iki kat eğilerek, soğuktan sertleşen parmaklarla yerden zeytin tanelerini toplayışlarını seyreder, yahut sırtını bir ağaca vererek yere bakardı. Bu buruşuk yüzlü ve her sene budanmaktan şeklini kaybetmiş eğri büğrü ağaçlar, uzun bir hikayeyi anlatan garip şekilli harfler gibiydi ve herhalde Yusuf bunların dilinden anlıyordu.” ​

“Uzun saç örgüleri ve zeytin yağından kalpleriyle melekler” Frederico Garcia Lorca

Zeytin ile ilgili şiirler, zeytine dair iktibaslar alıntılar

Zeytin ile ilgili Şiirler

“Önde zeytin ağaçları arkasında yâr
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim
Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim
Yâr yâr! Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yâr yâr
canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var.”

Bedri Rahmi Eyuboğlu

“Yıldız gib açar kapar yürek
Esmer ekmek gibi insanlarımız
Ve yaşamaların en gücü
Homeros yabani zeytin yerdi
Güneşli ülkemizin gölgesi zeytin
Ulu bir ağaç duyar gıcım gıcım
Dönüp dolanan umudumuzu”​

Melih Cevdet Anday​

ZEYTİN AĞACINDAKİ AĞIT

Yakacık’ta bir zeytin ağacıyım,
Bir zamanlar
Rüzgarlar okşardı saçlarımı,
Yapraklarım her sabah,
Güneşe gülerdi.
Masallar dinlerdim yıldzlardan,
Yaşamak güzeldi.

Dört yanımda,
Kardeş ağaçlar,dost çiçekler vardı.
Görseniz,ne yağmurlar yağardı bereketli…
Kuşlar,çocuklar en çok yerdi,
Meyvelerimi…

Nasıl da cömertti toprak ana,
Sere serpe uzardı,
Dallarım gökyüzüne…
İçten bir türküydü yaşamak,
O günler nerde!

Yakacık’ta bir zeytin ağacıyım,
Şimdi beton evler sardı çevremi,
Artık ne dalım var,ne yaprağım,
Biliyorum,bir gün kesecekler beni…

M. Güner Demiray-Kuşları Düşünmek

DELİCE ZEYTİN ( şarkı sözü )

Elbet sen de güzel olacaksın küçüğüm
Aşk güzel ediyor herseyi
Kaşların gözlerin ne güzel, bakışın ne güzel
Dert savurur sevda toplar çiçeğini

Bak bu ışık senin ışığın
Dallarına ay doğmus, delice delice zeytin
Bu bahar yine gelin olacak
Omuzunda yesil bir duvak, delice, delice zeytin

Söyleyen : Ezginin Günlüğü

Yaşamak sadece sevmektir, inan bana.
Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor.
Yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek;
bir zeytin ağacı gibi.
Bir zeytin ağacı gibi, ne güzel
denize yakın olacaksın,
uzayan dallarında, yapraklarında ışık
ta derinlerde köklerin.
Bir zeytin ağacı gibi, bin yıl severek
yaşamak her gün…​
Arif Damar
Zeytin ile ilgili sözler, vecizeler ve şiirler yazımız burada sona eriyor. Zeytin ile ilgili yapılan en önemli iktibasları ve söylenen sözlerin en bilinenlerini yazmaya çalıştık. Fakat yazımızda eksikler olabilir. Lütfen hatalı yazdığımız veya eksik olduğunu düşündüğünüz zeytine dair sözler ve şiirler varsa yorum kısmına yazınız. Listemiz en kısa süre içinde güncellenecektir.
Zeytin hakkında daha fazla bilgi almak için linke tıklayın.
Zeytin ile ilgili bilinmeyenler için buraya tıklayın.

Acı Zeytinler : Jaklin Çelik Öyküleri

Acı Zeytinler..

Yaşları yedi ila on beş arasında değişen sekiz on çocuk, duvar dibinde minderler üzerine oturmuş, bir taraftan birbirleriyle didişiyor, bir taraftan da ellerindeki taşlarla, önlerine yığılan zeytinlerin üzerine birer ikişer vuruyorlardı. Kırılan zeytinleri toplayan kadın, çocukların önüne tencereyle seri bir şekilde zeytin boca ediyordu.

Dibi siyah tencere, küçük kafalar üzerinde kara bir bulut gibi gezinirken, irili ufaklı taşlardan çıkan sesler birbirine karışıyordu. Taşlar ağırlığına ve kullanıcının gücüne göre zeytinlerin yeşil sert etini eziyor, veya çatlatıyordu. Kadın, ezik zeytinleri gözlerinin hızına yetişmeye çalışan elleriyle bir kenara ayırırken yüzünü ekşitiyor, içlerinde taş değmemişleri görünce de sinirleniyordu. Çocuklara söylenirken ön, üst kısımdaki dört altın dişi parıldıyordu.

Doğuştan tek kollu Maroge elindeki mermer taşla zeytinleri tek tek, ezmeden kırmayı beceriyordu. İlk partide hatırı sayılır derecede zeytini ezerek heba etmiş, fakat şimdi elinde tuttuğu taşla arasında bir bağ oluşmuştu. Taşı zeytinin üzerine her indirişinde gücünü öyle bir ayarlıyordu ki taş çekirdeği hafiften hissettiğinde elini geri çekiyordu. Taş, zeytin çekirdeği ve beyni arasında kurulan üçlü denge yirmi otuz zeytinde bir bozuluyor, kolunu biraz dinlendirdikten sonra o ince ayarı tekrar buluyordu. Ara sıra taşı yere bırakıp biriken zeytinleri diğerlerinin arasına katıyor, önüne kırılmamış zeytin alıyordu.

Yerinden kalkmak için mazeret aradığı bir anda, evin koca, metal kapısı üç dört defa hızla vuruldu. Elindeki taşı bırakıp kapıya koştu. Demir kanadı tek eliyle güçlükle açabildi. Kimsecikler yoktu. Kapının önüne çıktı. Siyah kirpiklerinin çevrelediği iri, yeşil gözlerini, koşar adım, yokuş aşağı inen çocuklara çevirdi. Gülüşmeler arasından ‘tek kolluya açtırdık kapıyı’ cümlesi çalındı kulağına. Kapıyı kapatıp zeytinlerin başına geçti. Zeytin kırdığı mermer taşın yerinde üzeri pütürlü, zeytine vurdukça dağılan, çıkıntıları iyice yuvarlanmış bir taş duruyordu. Yan gözle yanındaki Petrus’a baktı. Petrus elindeki mermer taşı kullanmaktan oldukça hoşnut görünüyordu. İstifini bozmadan, zeytinlerin üzerine öyle bir vuruyordu ki zeytinler avlunun taş zemininde koca parçalar bırakıyordu. Maroge sesini çıkarmadı. İşlerinden kaytarmaya hevesli çocuklara bakınca içinde bulunduğu durumu değerlendirmenin en iyisi olacağını düşündü. Önündeki zeytinlerden birini ağzına attı. Dişleri arasında ezilen zeytinin acısı ağzına dağıldı. Zeytini Petrus’la arasındaki boşluğa tükürdü. Gülüşmeler kapladı ortalığı.

“Çok acıymış.” Deyip tükürmeye devam etti.

Petrus “Herhalde. Boşuna mı kırk gün boyunca her gün suyu değiştiriliyor? Yoksa böyle yerdik” deyip eline aldığı zeytini, muzipçe Maroge’nin ağzına tıkmaya çalıştı. Maroge, Petrus’un dinmeyen ısrarı karşısında zeytini ağzına aldı, çiğnemeden yere tükürdü. Diline ve damağına acı bulaşmış gibi sesler çıkarıp, dilini ağzının dışında gezdirmeye başladı. Tekrar gülüştüler. Maroge usulca Petrus’un kulağına eğildi.

“Gideceğiz değil mi?”

“Birazdan gideriz.”

Bir süre sonra çocuklar birer ikişer kaytarmaya başladılarsa da zeytin dağıtıcısı kadın eşliğinde yerlerine dönmeleri fazla uzun sürmedi.

Ekim güneşi, evin açık renk Midyat taşları üzerinde yumuşak, son demlerini yaşayan sıcak bir sarıya dönmüştü. Kırılan zeytinler bidonlara doldurulmuş, acılarını bırakacakları suda serinliğe kavuşmuşlardı. Petrus ve Maroge bakıştılar.

Petrus “Gidelim. Bu kadar yeter. Zaten bitti.” Dedi.

Maroge ortalığı kolaçan ettikten sonra “İkimiz birlikte olmaz. Önce ben gideyim. Beş dakika sonra da sen gel” dedi.

Zeytin dağıtan kadın son parti zeytini de çocukların önüne yığdıktan sonra mutfağa girdi. Maroge bunu fırsat bilip evin caddeye bakan kapısına usulca yönelip dışarı çıktı. Yokuş aşağı koşar adım inip Petrus’la sözleştikleri otobüs durağında beklemeye koyuldu. Kısa bir süre sonra Petrus da geldi. Ana cadde üzerinde yürümeye koyuldular. Petrus bir sokak köşesinde durdu.

“Erzakçılar çarşısında yeni bir tane açılmış istersen oraya gidelim” dedi.

Maroge “Sen bilirsin. Ben anlamam. Bende iki milyon var. Oranın saati ne kadardır acaba?”

“Parayı sorun etme, bende var.”

Adımlarına hız verdiler. Maroge’nin bir eli cebindeki iki milyonu tutuyor, dirseğinden aşağısı olmayan diğer kolu ise iğneyle yukarı tutturulan gömleğin kolu içinde öylece sarkıyordu. Ulucami’nin önünden geçip, her türlü hububat, tatlı ve etin satıldığı Sokıl Bakkar çarşısına girdiler. Daracık sokakta at ve eşeklerle yük taşıyan adamların arasından sıyrılıp, bir internet kafe’nin önünde durdular. Maroge yeni asılmış tabelaya baktı. Ardından, içerdeki döner sandalyelere ve tabii ki yeni masalar üzerinde duran bilgisayar ekranlarına dikti gözlerini. “Vay be!” dedi sevinç ve hayretle.

İnternet kafenin otuz yaşlarındaki sahibi dört beş yeni bilgisayarın bulunduğu odada, üzerinde ilk günlere özel renkli şekerleme kasesinin bulunduğu masanın önündeydi. Kenarda kıyıda, gönderenin isminin sarı yaldızlı harflerle yazıldığı karton bant altında daha bir küçülen bir iki çiçek aranjmanı duruyordu. İçerde boya ve yeni mobilyaların kendine has tutkal-cila karışımı kokusu vardı. Bütün makinalar boştu. Adam, Petrus ve Maroge’nin içeri girdiğini görünce hemen ayağı kalkıp acemi bir tüccar misafirperverliğiyle onlara şeker ikram etti.

zeytin-ile-ilgili-hikayeleri-masallari-oykuleri-zeytine-dair

“Kaç makina?” dedi. Gözü Maroge’nin yarım sarkan kolundaydı.

Petrus aldığı şekeri açmaya hazırlanırken “bir makina” dedi.

Oturdular. Maroge heyecanla Petrus’un anlattıklarını dinlemeye koyuldu.

“Buna ‘maus’ deniyor.” Demekle başladı Petrus anlatımına. İnternet’e nasıl girildiğini, nerelerde dolaştığını zaman kaybetmeden kısa bir şekilde, öğretmen edasıyla anlattı. Arkasından ‘chat’ yapılan sitelerden birine girdi. Maroge’nin beklediği an gelmişti. Dörtlü bir sohbetin içinde buldu kendini. Maroge Petrus’u heyecanla izliyordu. Petrus Maroge’ye gösterdiği ve yazdığı her cümleden sonra “bir dahaki sefere de sen yaparsın” diyordu. Petrus iyiden iyiye ‘chat’a dalmış, yanında heyecan içinde oturan Maroge’yi unutmuştu. Ara sıra hatırladığında Maroge’nin ‘enter’a basmasına izin vererek, heyecanının tatmini için ona kendince olanak sağlıyordu. Maroge ise bu duruma razı gelip heyecanla ‘enter’a basacağı anı bekliyordu. Maus’u sevmişti. Ama tek elle klavye kullanma düşüncesi Maroge’nin yüzündeki heyecanı alıp götürdü. Hiç girişmemeliydi bu işe. Ya da ‘Petrus’tan yardım isteyebilirim’ diye geçirdi içinden. Petrus’un ‘chat’ yaparken yüzündeki dünyayı unutmuş ifadeyi görünce, bu fikirden de vazgeçti. Belki zamanla işi kavrayıp tek elle halledebilirdi. Sevinci biraz olsun tazelendi ama eskisi gibi değildi. Nasıl birşeydi bu? Anında mektuplaşma. İnanılır gibi değildi. Petrus, Maroge’nin kulağına eğildi. Fısıldayarak “Açık saçık filmlerin olduğu siteler var. Diğerine gidersek sana gösteririm.”

“Klavyeyi kullanmak gerekiyor mu” diye sordu Maroge bir çırpıda.

Petrus, “Saçmalama. Maus yeterli” derken, Petrus’un gözleri Maroge’nin koluna dikildi. Cümlenin sonuna doğru sesi aşağı düştü.

“Boşver, kalkalım istersen” dedi.

Geldikleri yoldan gerisin geri yürümeye koyuldular. Sokkıl Bakkar çarşısı daha bir hareketlenmişti. Maroge ve Petrus küçük bedenleriyle kalabalık içinde ilerlemekte güçlük çekiyorlardı. Dükkanların önünde yığılı erzak, üzüm pestili, kavurma ve sucuğun birbirine giren kokuları Sokkıl Bakkar’ı etkisi altına almıştı. Petrus Maroge’ye internette daha neler yapılabileceğini anlatıp duruyordu. Maroge’nin keyfi yerine gelmişti. Dükkanlardan birinin önünden geçerken, elini bıtım çuvalına daldırıp üç-beş bıtım aldı. Gülüştüler. Tam o sırada sol taraftan akıp giden kalabalığın arasından bir çocuk sesi duyuldu.

“Koluna ne oldu?” arkasından üç-beş çocuğun kıkırdaşan sesleri. Maroge, kendisine bakarak uzaklaşmakta olan çocuklara döndü. Soruyu soran çocuk hala gülüyordu.

Kalabalık, çocukları görmesini engelliyordu. Yüzünde gezinen sivrisineği eliyle kovaladı. Zeytin kırmaktan kararan elinden burnuna zeytinin ham kokusu vurdu. Kalabalık içinde bir an açılan boşluktan faydalanıp gözlerini çocuğa dikti. Yüzünde ukalaca bir tebessüm belirdi.

“Yedim!” diye bağırdı ve ardından kalabalığı yara yara kendisini bırakıp giden Petrus’un peşi sıra adımlarını hızlandırdı…

Jaklin Çelik

Ülkemizde Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi

Ülkemizde Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi

Türkiye’de Zeytin Üretimi

Türkiye’de tarım alanlarının yaklaşık yüzde 3’ü zeytinlik… Devlet İstatistik Enstitüsü’nün rakamlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 140 milyon zeytin ağacı bulunuyor. Üretilen zeytinin yüzde 80’i yağlık, yüzde 20’si sofralık olarak değerlendiriliyor. Zeytin üretiminde Ege Bölgesi ilk sırada, onu Akdeniz ve Marmara Bölgesi izliyor. Listede üretim rakamlarıyla alt sıralarda yer alsa da Gaziantep (Nizip), Kilis, Mardin (Derik) ve Artvin (Yusufeli-Demirkent) gibi Türkiye’nin zeytiniyle pek bilinmeyen bölgelerinde zeytin ağaçları yetişmekte ve zeytincilik yapılmakta. Demirkent’te uzun boylarıyla insanı şaşırtan ve Mardin’in Derik ilçesinde her biri farklı zeytin veren zeytin ağaçlarından az sayıda da olsa uluslararası ödüllere sahip sızma zeytinyağı üretiliyor.
Türkiye, dünya sofralık zeytin üretiminde yüzde 13 ile ikinci, zeytinyağı üretiminde ise yüzde 6 ile dördüncü. Son yıllarda yapılan dikim atağı ile önümüzdeki beş yıl içinde yağ üretimi açısından dünya ikinciliği hedefleniyor. Avrupa Birliği’nin toplam sofralık zeytin ihtiyacının yaklaşık yarısı Türkiye’den sağlanıyor. Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı sektörü, tarımdan sanayiye, sanayiden pazarlamaya kadar önemli yan ürünleriyle birlikte; sanayide, ticarette, tarımda önemli bir ağırlığa sahip. Aynı zamanda yaklaşık 500 bin ailenin geçimini zeytincilikten sağladığı ve 8-10 milyon kişinin geçimine katkıda bulunan bir istihdam alanı.

zeytinyagi-uretimi-turkiye

Zeytin Yağı İhracatında Türkiye Atakta..

Dünya pazarlarından gelen talep ve uluslararası standartlara uyum çerçevesinde organik tarım yöntemleriyle yetiştirilmeye ve üretilmeye de başlanan Türk zeytini ve zeytinyağı dış pazarda saygın bir yere sahip. Ayvalık ve Edremit Körfezi’nden elde edilen yemeklik sızma zeytinyağlarının kalitesi İtalyanlar tarafından bile çok beğenilip talep ediliyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin verilerine göre 2004 ve 2005 yılı karşılaştırıldığında yüzde 522.17 ile en fazla ihracat artışı zeytin ve zeytinyağında yaşandı. Türkiye’de aileden öğrenilmiş zeytin ve zeytinyağı üreticiliğini sürdüren büyük aile şirketlerinin yanı sıra butik üretimlerine rağmen adından söz ettiren şirketler de var. Bu şirketlerin dünya çapında markalaşma çabalarıyla daha da tanınan zeytin ve zeytinyağı, aynı zamanda Türkiye’nin de tanıtımına katkıda bulunuyor.

Bütün bu değerleri, yaşam enerjisini ömrümüze katan ‘hayat ağacımız’ zeytinin tarihini bedeninde yer alan çizgilerden okuduğumuzda, her bir zeytin ağacının farklı bir insana benzeyen gövdesine sarıldığımızda yeryüzünde eşi benzeri olmayan çok değerli bir armağana sahip olduğumuzu anlıyoruz.

Zeytinin Bir Senelik Yaşam Öyküsü

Zeytinin Bir Senelik Yaşam Öyküsü

Zeytinin insanlık tarihinde binlerce yılı aşan öyküsü mitlerde, söylencelerde, şiirde, romanda, resimde kısacası hayat içinde sürüyor. Şimdi onu biraz daha yakınınına gidip toprağında tanıyalım. Literatürlerde ailesinin ‘Oleaceae’ familyasından geldiği yazılı. “Fakir toprakların zengin ağacı” denilen zeytin bulunduğu yerin iklim koşullarına kolay uyum sağlar. Toprağın yapısına ve dokusuna göre köklerini salar. Zeytin ağacı yavaş büyür, serpilip büyümesi 15-20 yılı bulur. 35 ve 150 yıl arasında ise olgunluk ve verimlilik döneminde olur. Dört mevsim yapraklarını dökmez. Sonra yüzlerce yıl sürecek olan yaşlanma dönemi başlar.

Zeytin ağacı bir yıllık yaşamını Akdeniz ikliminin özelliklerine göre geçirir. Kasım ve şubat ayları arasında kıştır, uyur, dinlenir. Mart ve nisan ayları arasında bahardır, uyanır. Dallarının uçları filizlenir. Nisan-haziran çiçek mevsimidir. Çiçek tozları rüzgârla ağaçtan ağaca gezinir. Güzel kokar zeytin çiçeği. Temmuz-ağustos dedin mi meyveleri yani zeytin taneleri büyür, çekirdeği sertleşir. Eylül-ekim arası taneler olgunlaşır, olması gereken boylarına gelir. Zeytinin çeşidine göre farklıdır büyüklükleri, biçimleri… Zeytin taneleri yeşilden mora döndüğünde ya da koyu pembesi siyahlaştığında, yağlanma da başlar. Hasat eylül ile şubat ayları arasındadır. Zeytinin hasadı elle toplanarak ve sırıkla ya da makineyle ağacın silkelenmesiyle yapılır.

zeytin-agaci-bir-yilda-ne-hale-gelir-nasil-yetisir-zeytin-hakkinda-bilgiler

Kökleri tarih öncesine dayanan zeytin ağacının kaç bin yaşında ve anayurdunun tam neresi olduğu konusunda arkeobotanikçiler, tarihçiler ve arkeologlar arasında bugün hâlâ ortak bir görüş yok. Ama yine de önemli olan yabani zeytinin dünya yüzünde ilk varlığı değil, ilk ne zaman ehlileştirildiğiyse, bu mucizeyi Samilerin başardığı düşünülüyor. Kimler, nerede, ne zaman sorularına cevap ararken yapılması gereken en doğru şey bilimsel açıklamalara güven duymak… İşte uluslararası saygınlığıyla tanınan Dünya Zeytin Ansiklopedisi yazarı José M. Blazquez’in görüşü; “zeytin yetiştiriciliği yaklaşık altı bin yıl önce Anadolu’da başlamıştır.”

Zeytin: Geçmişe Yolculuk

Zeytin: Geçmişe Yolculuk

Tarihten de Eskidir Zeytin Ağacı…

Önce botanik: Zeytinin bilimsel künyesi “oleaceade” familyasından başlar. Leylak ve yasemin gibi süs bitkileriyle aynı familyadan “olea” , yabani bir meyva ağacıdır. ” “Olea” cinsinden dünyada yaklaşık 30 değişik tür saptanmıştır. “Olea Europea” da bunlardan biri ve en önemlisidir. Anayurdu Doğu Akdeniz olan “Olea Europea” nın başlıca iki alt türü vardır: “Olea europea oleaster”(yabani) ve “olea europea sativa” (ehli)…

zeytin-agacinin-gecmisi-tarihi-eskisi

Zeytinin eşsiz meyvasından çıkarılan yağ önce gecelerimizi aydınlattı, mabetlerimizi kutsadı, ruhumuzu rahatlattı, sonra saçlarımızı, cildimizi güzelleştirdi, vücudumuzu ovdu, geliştirdi ve temizledi ve nihayet mutfağımızın baş tacı oldu. Ne var ki, kökü tarih öncesine dayanan yabani zeytin ağacının kaç bin yaşında ve anayurdunun tam neresi olduğu konusunda arkeobotanikçiler, tarihçiler ve ve arkeologlar arasında bir görüş birliği yok. De Condolle ve Pelletier’ye göre, Anadolu, Suriye ve İran: kimine göre Girit, Yunanistan, belki de Kuzey Afrika, Atlas Dağları, Aşağı Mısır… Dahası, yabani zeytinin ilk kez nerede ve kimler tarafından ehlileştirildiği, nereden nereye yayıldığı konusunda da genel farklı görüşler söz konusu…

Altı Bin Yıllık Hasat…

Peki, Bundan binlerce yıl önce hangi insanoğlu, bu yabani ağacı aşılayarak daha bol, daha az acı, daha büyük ve yağlı zeytin taneleri elde etmeyi, yağını sıkarak günlük yaşamında kullanmayı başardı? Bilimsel olarak kimse kesinlikle bilmiyor. Efsaneler dışında sadece varsayımlar söz konusu. Uluslararası saygınlığa sahip Dünya Zeytin Ansiklopedisi yazarı Jose M. Blazguez “Zeytin yetiştiriciliği yaklaşık altı bin yıl önce Anadolu’da başlamıştır” görüşünü savunuyor ve bu bölgede eski dönemlerde yaşamış halklar içinde yalnızca Asur ve Babillilerin zeytincilikle ilgili bilgi sahibi olmadıklarına dikkat çekiyor. Ama zeytini ilk ehlileştirenler, üzüm, incir, nar, hurma gibi bir çok meyve ağacının ilk yetiştirildiği uygarlıklar beşiği Ön Asya’da, Suriye ve İran’ın kesiştiği yayda oturanlar olsa gerek. Persler, Mezopotamyalılar ve büyük olasılıkla Akdeniz’in doğusundan içeri Mezopotamya’ya kadar yayılan Suriyeli ve Filistinliler. Nitekim, Yakın Doğu’da zeytin yetiştirildiğine ilişkin en eski kalıntıların İsrail ve Ürdün’de kalkolitik döneme (M.Ö. 3700-3200) kadar gitmesi de bu tezi güçlendiriyor.

mitholoji-de-zeytin-agaci

Bu halklar, tarım ve ticarete yatkınlıkları ve becerileriyle yabani zeytin ağacını aşıladılar. Onlara iyi bakarak, daha sık yapraklı ve daha çok yağ veren bir kültür bitkisine dönüştürdüler, çoğalttılar ve önce Akdeniz kıyı şeridi boyunca geliştirdiler, sonra da başka yerlere yaydılar. Zeytinin bir kültür bitkisine dönüşmesi, M.Ö. 4000’lerde gerçekleşti. Ancak, meyvasının sıkılıp yağının çıkarılması için yaklaşık 1500-2000 yıl daha gerekecekti. Gerçekten de, Tunç Çağı’nda Akdeniz’de zeytinciliğin yaygınlaştığı sadece zeytin çekirdeklerinden değil, bulunan yağ presleri, saklanan kaplar, vazo ve fresklere yansıyanartistik çalışmalarda ortaya çıkıyor.

. …Yüzyıllar sonra  ağaç okyanusları aştı, 16. yüzyıldaki büyük keşiflerin ardından Avrupa’dan gelen İspanyol misyonerler aracılığı ile Kuzey ve Güney Amerika’da yetiştirildi. 15. yüzyılda Sevilla’dan götürülen zeytin fideleri, İspanyollar tarafından fethedilen Batı Hint Adaları’nda ekildi önce, sonra Amerika kıtasına yayıldı. 1560’larda Meksika, ardından Peru… 19. yüzyılın ikinci yarında ise, İtalyan göçmenlerin beraberlerinde getirdikleri fideler Kaliforniya, Şili ve Arjantinde boy verdi. Sonraları yine İtalyan, İspanyol ve Yunan kökenli göçmenler sayesinde, Avustralya ve Güney Afrika’da zeytinlikler kuruldu. Hatta, Japonya ve Çin’de bile belli mikroklimalarda dikilip büyüyecek zeytin ağacı, gene de özünde Akdenizli kaldı.

Antik Dönemde Anadolu…

Ön Asya’nın Batı’ya uzantısı Anadolu’nun zeytinle tanışması çok eski çağlara gider. Nuh’un gemisi belki de Ağrı Dağı’na konmamış mıydı, güvercin, ağzında zeytindalı Tufan’ın sona erdiğinin müjdesini verdiğinde? Gerçekten, bugün bile Mersin’den başlayarak batıya doğru Akdeniz’e paralel uzanan Toros dağlarının etekleri delice denen sık yabani zeytin ormanları ile kaplıdır. Örneğin Mersin, Silifke-Erdemli kıyılarında, daha batıda Antalya’da Serik ile Manavgat arasında sanki elle dikilmiş gibi muntazam delicelere rastlanır. Nuri Benlioğlu “Belki bunlar 2000 sene evvelinde kültüre alınmış ve bilahare terk olunmuş zeytinlikler olabilir. Yalnız şu muhakkak ki dünya üzerindeki en kesif delicelere memleketimizin bu köşesinde tesadüf ediyoruz.” Derken, pek de haksız sayılmaz. Nitekim, Ege Bölgesi’nde de kendi kendine bitmiş yabani zeytin ağaçları, bu coğrafyanın zeytinin anayurtlarından biri olduğunu kolaylıkla kanıtlar.

zeytin-yaginin-mitholojisi-tarihi-gecmisi

Mitolojide Zeytinyağı…

Zeytin, zeytinyağı ve zeytin ağacının mitolojik hikayelerde de sık sık geçtiğini görüyoruz. Hepsi bu değerli ağacın ve meyvelerinin önemini vurguluyor. İşte bunlardan biri:

…Zeka, Aydınlık, beceri ve el sanatları tanrıçası bakire Minevra (Tanrıça Athena’nın Latince adıdır) ile Deniz tanrısı Neptün (Poseidon), Atina şehrinin tanrıçası olmak için Olimpos Tanrısı Jüpiter’in düzenlediği yarışmaya katılırlar. Jüpiter, Atina şehrini, kendisine insan soyu içeren yararlı hediyeyi sunana vereceğini ilan eder. Neptün, Atina akropolünün üstünde tuzlu bir göl (deniz) oluşturur . Minevra ise bir zeytin ağacı…Minevra, bu bitkinin, insanlığın yaralarını iyi edecek bir merhem, lezzetli ve bol enerjili bir besin maddesi ve karanlıkları aydınlatacak bir alev olduğunu söyler. Jüpiter, Atina’nın yönetimini, denizden daha yararlı olan zeytin ağacını kendisine sunan Minevra’ya verir. Persler, Atina’ya saldırdıklarında akropoldeki zeytin ağacını yakarlar, ne var ki, ağaç bir gecede tekrar filizlenip ölümsüzlüğünü kanıtlar. Yunanlılar da zeytini koruyucu ve kurtarıcı bilmiş, zeytin ağacına tapınmışlardır.

* “Tarihten de eskidir Zeytinağacı“, “Altı bin yılllık Hasat” ve “Antik Dönemde Anadolu” paragraflarının tüm içeriği Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Artun Ünsal’ın “Ölmez Ağacın Peşinde Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı” isimli eserinden alınmıştır.

**”Mitolojide Zeytinyağı” Sn. Zeynep Can’ın güncellenmiş olarak Bodrum Magazin dergisinde yer alan ve 31 Ekim 1994 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan yazı dizisinden alınmıştır.

Zeytin hakkında daha fazla bilgi almak için linke tıklayın.
Zeytin ile ilgili bilinmesi gerekenler için linke tıklayın.

Zeytin Ağacı : Kutsal Armağan..

Zeytin Ağacı : Kutsal Armağan..

Bolluğun, adaletin, sağlığın, barışın, zaferin, bilgeliğin ve yeniden doğuşun simgesidir zeytin ağacı..

Bir insan gibi yavaş yavaş büyür. Tohumdur, filizdir, gençtir, olgunlaşır ve gölgeyi, nemi uzak tutar teninden, dört mevsim gelir geçer ama dallarında gri, yeşil, gümüş yaprakları dökülmeden durur.

Marmara’yı, Akdeniz’i, Ege’yi, güneyi sever. Kendine özgü hafif kokulu, küçük, narin, sarı ve beyaz çiçekleriyle karşılar baharı.. Yaz aylarında çiçekleri meyveye durur. Sonra yaz geçerken meyveleri irileşir, olgunlaşır. Hasat zamanı, sonbahardır. Çok çok uzun ve verimli bir ömrün sonunda boşalan gövdesi kurur ama köklerinden yeşeren sürgünler yeniden yeni bir ağaca dönüşür.

zeytin-nasil-ekilir-ne-zaman-toplanir-nasil-toplanir-orhangazi-zeytini
Derler ki, cennette iki ağaç vardır; incir ve zeytin..

İncir ‘Gerçek Ağacı’, zeytin ise ‘Hayat Ağacı’dır. Tevrat, İncil ve Kur’an’da yer alan zeytin için bilinen en eski Latince cümlede söylendiği gibi; “olea prima arborum umnium est”, “zeytin bütün ağaçların ilkidir”.

Yer edindiği tüm kutsal kitaplarda kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, aklın, arınmanın, yeniden doğuşun, insanlık için önemli erdem ve değerlerin sembolüdür zeytin ağacı..

Zeytin Ölümsüz Bir Ağaç..

Farklı tatlarda ve renklerde meyvesi, meyvesinden çıkan altın suyu zeytinyağıyla, dinlerden medeniyetlere geniş bir coğrafyada düne ait simgeleriyle, mitleri, söylenceleri ve gerçekleriyle zeytin ağacı hiç kuşkusuz ki ‘ölümsüz bir ağaç’…

zeytin-agaci-zeytincilik

Ağacından tabak, kaşık, çatal, masa; meyvesinden renk renk farklı tatlarda sofra zeytini, başka başka muamelelerle elde edilen çeşit çeşit zeytinyağı, yine yağından saç ve cilt için güzelleştirici sabun; çekirdeğinden tespih, bilezik, kolye gibi süs eşyası da yapılan, küspesi gübre ya da yakacak olan, kimi gün süs, kimi gün yiyecek, bazen sağlık için ilaç, bir dönem aydınlatma malzemesi, kaynatılarak öldürücü bir silaha dönüştürülen yağı ile ağacından meyvesine, yaprağından çekirdeğine her şeyinin bir faydaya dönüştüğü çöpü çıkmayan zeytin kuşku yok ki bir mucize…