04.05.2018 - Orhangazi Şehir, Firma ve Kent Bilgi Rehberi

Orhangazi’yi Tarihiyle Yaşamak

Emrah AKIN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 6 makalesi bulunuyor.

Tarihiyle Orhangazi’de Yaşam

İznik Gölü kıyısına gerdanlık misali sıra sıra dizilmiş köyler ve her biri doğa ile ayrı uyumlu ayrı güzel.. Hele ki tarihin derinliklerine bırakıverdiğiniz de kendinizi nelerle karşılaşmazsınız ki.. Atalarımızın, dedelerimizin yüzyıllarca hayat sürdüğü bu topraklarda ne kadar da bilmediğimiz şey varmış deyip dalıp gidersiniz derinlere..

Karsak ile başlayalım yolculuğumuza, mitolojiden tanıdığımız Herkül’ün bu topraklar üzerinde yaşadığını ve bastığımız topraklar üzerinde asırlar önce onunda ayak izinin bulunduğunu kaçımız duymuştuk ki? İznik Gölü ile Gemlik Körfezi arasında akan Karsak Deresinin hikayesini belki de çoğumuz bilmiyoruz.
Raif Kaplanoğlu’nun anlattığı gibi Karsak deresinin bir hikayesi de mitolojide geçer. M.Ö. 12. yüzyılda Argonotlar, Kolkhis ülkesine altın postu aramaya gittiklerinde, Gemlik’te mola vermiş ve söylenceye göre; Argonotlar’dan Herkül’ün (Herakles) güzel dostu Hylas da, bu dereye su almak için indiğinde, kendisine aşık olan su perileri tarafından kaçırılmıştı. İşte bu nedenle Hylas adı da bu dereye verilmişti. Yerli Gemlikli Rumlar ise bu anıyı yaşatmak üzere, her yıl bu dağlarda yıllarca “Oribazi” adı verilen bir tören düzenlemişlerdi.

1097 yılında, İznik’i uzun süre kuşatan Haçlılar, kenti alamayınca, 100 savaşçı alabilecek büyüklükte gemilerini Gemlik Körfezinden, bir gecede İznik Gölü’ne işte bu Karsak deresinden taşımışlardı. Ve aylarca direnen İznik’i ancak böylece ele geçirebilmişlerdi.

Karsak‘tan geniş havzaya indiğimizde de yine bu hikayeler karşılar bizleri.. Şu anda Asilçelik ve Cargill fabrikalarının bulunduğu bu ovada asırlar önce çok büyük savaşlar yaşanmış ve Roma imparatorluğu için savaşan on binlerce kişilik ordular burada telef olmuşlardı.

Aslında Karsak‘tan başlayıp İznik’e kadar devam eden bu güney yolu, 2 bin yıldan beri kullanılan antik bir yoldur. I. yüzyılda ünlü Roma imparatoru Neron bu yolu tamir ettirmişti. ve hatta 17. yüzyılda, bu yolun bozuk olduğuna kızan Sultan IV. Murat İznik kadısını idam ettirmişti.

Söz konusu yolu takip ettiğinizde sanki planlı olarak yerleştirilmişcesine köyler karşılar bizleri.. Gemiç, Gürleler, Akharem..

Ünlü Arap gezgini ibn-i Batuta’nın, Bursa’dan İznik’e giderken Gürle‘de bir Ahinin zaviyesinde kaldığını duymuşsunuzdur. Ancak İbn-i Batuta’nın anlatımından, o dönemde Gürle‘den İznik’e gidebilmek için göl kıyısından değil, Katırlı dağları eteklerindeki bir vadi içinden geçen bir yol kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. Şimdilerde ise sadece antik diye tabir ettiğimiz İznik-Sakarya yolu kullanılmaktadır.

Biz bahsettiğimiz antik yoldan Akharem‘a kadar devam edelim ve Akharem dört yolundan sola dönüp pirinç tarlaları arasından İznik Gölü‘nün kollarına bırakalım kendimizi..

İznik Gölü.. Ne hikayeler anlatılmadı ki yüzyıllarca hakkında.. İşte buyurun Hoca Saadettin Efendinin söyledikleri: “Yılın en kurak aylarında su çekilince ortasında bir takım büyük yapılar meydana çıkar.Bunların Nuh aleyhisselamın oğlu Hz.Sam’ın yaptırdığı binaların kalıntısı olduğu söylenir.Hz.Sam’ın Tufan’dan sonra İznik’i kurarak buraya yerleştiği meşhurdur.

Göl kıyısına indiğimizde batıda, Gemlik Körfezi ile gölü birbirine bağlayan derenin ağzında çok eski antik bir iskele karşılar bizleri.. Ancak göl suları altında kaldığı için biz göremeyiz. İskelenin büyüklüğü ve sağlamlığı açısından Ülkemizde bulunan en önemli antik iskelelerden biri olduğu söylenir. Aynı zamanda çevresinde oldukça geniş ve dağınık antik yerleşim kalıntıları tespit edilmiştir bu iskelenin..

Göl yolundan İznik istikametine doğru yolumuza devam edelim.. ve Gölyaka.. Roma İmparatoru Julianus’un annesi, Julius Costantius’un ikinci eşi olan prenses Basilina adına kurulmuş ve adına da bu prensesin onuruna “Bassilinopolis” denmiş kentin Çeltikçi ve Orhangazi‘den sonra üçüncü ayağını oluşturan köy.. Metropolitler tarafından bir çok kez kapışma konusu olan bu kentle ilgili bilgilere 11. yy.’dan sonra ulaşılamaz. Kaynaklardan kentin birden yok olmasında özellikle depremin daha sonra da gölün su seviyesinin yükselmesinin etkili olduğu anlaşılmaktadır.

Tekrar uğrunda kellerin gittiği yoldayız şimdi.. Sırasıyla Dutluca, Dağın yamacında Yenisölöz ve Sölöz..

Antik coğrafyada eski adı Pthapolis olan Sölöz‘ü eski Yunan kaynaklarına göre Argonotlar’dan Thassos kurmuştur. Argonotlar bir mola sırasında bu bölgeye geldiklerinde, Thassos’un yakın dostu Soloeis, ümitsiz bir aşk sonucu Kocadere’ye kendini atarak yaşamını yitirmiştir. Bu nedenle Kocadere’ye Soloeis adı verilmiş, Thassos’da derenin kenarına Pthapolis adıyla bir kent kurmuştur.

Yol boyunca devam ettiğimizde ilçemizin diğer köyleri olan Bayırköy, Heceler, Paşapınar ve Narlıca ile buluşursunuz.

Narlıca‘dan sonra Orhangazi sınırlarından çıkarsınız ve yine göl kıyısına sıralanmış köyleri geçerek buram buram tarih kokan İznik’e ulaşırsınız.

İznik hakkında atalarımızdan anlatıla gelen bir rivayetde de “Tufan’dan sonra Cudi Dağı’na oturan Nuh’un gemisinde bulunan Nuh Peygamber’in oğlu Hz.Sam, yerleşmek için güzel yerler aramaya başlamış ve gezerek geldiği İznik’e hayran kalmış. Hz.Sam görmüş ki, göl kenarında, suyu ve havası güzel bir yer. İznik’i şenlendirip imar ederek, yetmiş yıl burada yaşamış.

Yine Raif Kaplanoğlu’ndan nakledelim Evliya Çelebi’ye göre Hz. Süleyman’ın, İstanbul’da yaptırdığı köşkten, 1700 yıl önce kurulmuş İznik. Sonra, İstanbul’un ikinci kurucusu olan Madyan oğlu Yanko’nun kızkardeşi olan İznika adındaki kadın, Hz. Sam’ın binası üzerine yeniden sağlam bir bina yaptırmış. İşte bu nedenle İznik/Nikaia adını almış.

Batı mikolojisine göre ise Sangarios/Sakarya ırmağı ile tanrıça Kybele’nin Nika adlı kız oğlan kız olmaya and içen bir kızları varmış. Bekâretini korumak için de erkekten kaçan Nika’ya, Hymnos adlı bir çoban aşık olmuş. Ancak Nika’ya âşık olmak ölüm demekmiş. Nika bu çobanı öldürünce, aşk tanrısı Eros çok içerlenmiş. Bir gün Nika derede yıkanırken, onu gören şarap tanrısı Dionysos hemen âşık olmuş ona. Ancak kendisini öldüren bir aşka tutulduğunu anlayınca, Nika’nın su içtiği dereyi şarap yaparak onu sarhoş etmiş, böylece de Dionysos, Nika’ya sahip olmuş. Nika gebe kalınca önce kendini öldürmek istemiş, ancak tanrının buyruğuna uyarak çocuklar doğurmuş ona. Dionysos da Hindistan yolculuğu dönüşünde onun adına bir kent kurup Nikaia adını vermiş. İznik işte böyle kurulmuş…

Ancak bu bilgileri sizlere aktarmaktaki asıl gayem “ne kadar güzel yerlere sahibiz…sevinelim, gururlanalım” demek elbette değil.. bil vesile doğup, yaşadığımız veya yaşamakta olduğumuz bu kıymetli toprakları korumak, geliştirmek adına neler yaptık? Neler yapabiliriz? Bu nimetten sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan nasıl istifade edebiliriz bunun muhakemesini yapabilmek içindir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ